Vip Turizmde 19 yıl birlikte çalıştığım, Uluslararası ve Ulusal Kongre turizminin bence en değerli ismi, büyüğüm Sevgili Mustafa Kartopu geçen hafta bana bir mesaj gönderdi.
Kartopu mesajında ‘’43 yıllık bir turizm emekçisi olarak ve bunca yıllık gözlemlerime dayanarak diyorum ki, turizmde dayanışma olmaz. Kısa süreli çıkar birliktelikleri oluşur. Devam etmez. Keşke olsa... Egoların alabildiğine yüksek olduğu, megalomani'nin tavan yaptığı, 'en iyi ben bilirim'in alıp başını gittiği, içi boş iddiaların ortalığı kasıp kavurduğu, herkesin öbürünü yok edip tek kalmaya çabaladığı sanal bir alemdir seyahat acenteliği sektörü’’ dedi ve ‘’Senin umudun var mı?’’ diye sordu bana.
Sevgili Kartopu’nun sorduğu bu soruya cevabımı yazımın sonunda vereceğim.
Önce müsadenizle biraz gerilere gitmek istiyorum. Fazla değil 9 ay öncesine...
14 Kasım 2011 tarihinde bu gazetede ‘’Seninki Kaç Santim’’ başlığı ile yazdığım yazıda Tur operatörlerini denizlerimizde ender görülen ‘’LÜFER’’lere benzetmiş az ve öz oldukları için onlara değer vermemiz, onları korumamız ve kollamamız gerektiğini anlatmıştım. Yine aynı yazımda; sektörün dayanışma göstermediğinden söz etmiş, bazılarına sitemlerde bulunmuştum. O tarihlerde finansal yönden güç durumda kalarak sektöre veda etmekle etmemek arasında çırpınan bir acentenin bu üzücü durumu karşısında, inceden ince fırsatçı tacir zekasını kullanarak gazetelere yazılar yazanlara , haber servis edenlere, dost görünüp kuyu kazanlara ve adeta dedikodu makinası gibi çalışanlar ile sektörün diğer aktörlerine ‘’Bir kerecik bile olsa dayanışma sergileyin. Bir kerecik bile olsa samimi olun. Olun da bu sektörü şaşırtın...’’demiştim.
İtiraf etmem gerekiyorsa geçen hafta sektörü şaşırttınız. Tebrik ederim. Hemde çok şaşırttınız.
Hükümetin kanunda yapmayı planladığı çalışmaları ticari fırsata dönüştürmeye çalışan bir arkadaşımızın, Kürtaj Türizmi nedeniyle başına gelenler karşısında acentecilerin belirli bir kısmı büyük bir dayanışma sergilediler. Bugüne kadar sektörde yapılan haksızlıklarda ve onlarca çifte standartlara tek kelime etmeyen kişiler dahil olmak üzere birçok kişinin dilinin çözüldüğünü görmek ne kadar da güzel bir şey. Çok samimi söylüyorum acentelerin bu son belge iptaline gösterdikleri infial ve dayanışma muhteşem gidiyor. Kutluyorum akradaşımıza ve acentesine destek verenleri...
Ancak bu dayanışmayı gösterenlere söyleyeceklerim var. Madem ki bu sektör istediği zaman dayanışma yapabiliyor madem ki isterse tepki verebiliyor o zaman şunları sormak mübah oldu.
Sorulara geçmeden önce şunu çok iyi bilmenizi istiyorum ben hayatım boyu yargısız infaza da yasaklayıcı zihniyete de sonuna kadar karşı olanlardanım. Beni yakından tanıyanlar bunu çok iyi bilir. Korkmadan düşündüklerini söyleyen ve yazan biriyim. Bu belge iptali olayında usul yönünden hata yapılmıştır. Savunma alınmadan yangından mal kaçırırcasına işlem yapılması hiç hoş olmamıştır.Umuyorum yargı gerekeni yapacaktır.
Şimdi gelelim bu sektörü şaşırtanlara. Açık söylemek gerekirse, bazılarının gösterdiği tepki ve sergilediği dayanışma Hükümetin Kürtaj konusundaki görüşlerine ve Türsab başkanına olan muhalefetinden kaynaklanıyor gibi bir intiba veriyor. Çünkü bazı yorumlarda ve konuşmalarda işin özü ve sektör hiç savunulmadan direkt o yönde yüklenmeler var. Ancak sektörü düşünerek dayanışma sergileyenlerin çoğunlukta olması sevindirici bir gelişme. Uzun senelerdir böylesini şahsen ben hatırlamıyorum.
O zaman da insan sormadan edemiyor.
Keşke bu dayanışmayı ve tepkileri geçmişte başka acentelere yapılan bu tür haksızlıklarda da gösterebilseydiniz .
Keşke bu dayanışmayı ve gösterdiğiniz tepkilerin aynısını ; 2 yıl önceki Kurban bayramıda yüzlerce insan dünyanın çeşitli yerlerinde mahsur ve mağdur kaldığında 7 acentenin belgesi iptal edilecek diye açıklama yapan, sonra hedefe sadece 1 tanesini alıp diğerlerine hiçbir şey yapmayanlara karşı da gösterseydiniz.
Keşke ‘’savunma alınmadan belge iptal edilirmi?’’ diye sormadan önce geçmişte acente belgesi iptal olan yüzlerce acenteci arkadaştan bir tanesini arayıp sizden savunma alındımı diye bir sorsaydınız .? Sorsaydınız eminim bu soruyu sormazdınız.
Ve devam ediyorum.
IATA ödemesini 2 gün geciktirdi diye yılların köklü acentelerini bir çırpıda default edenlere, geçen ay aynı şartlar oluştuğu halde geçmişte birçok acenteye yapılanın aynısını yapma cesaretini gösteremeyenlere neden ayrımcılık yapıyorsunuz diye sorsaydınız.
Başka da bir soru sormuyorum...
Sormuyorum, çünkü sıra geldi bu yazıyı yazmama sebep olan Sevgili Kartopu’nun ‘’Senin umudun var mı?’’ sorusuna benim vereceğim cevaba,
İşte cevabım...
Diyorum ki ‘’Uyanık çekirgelerin trajedileri fırsata dönüştürme çabaları birgün sona erdiğinde, dayanışmalarda çifte standartlar yapılmadığında ve verilen tepkiler kişiye ve konuya özel olmadığında, benim umudum var, evet umudum var’’