Yurtta barış, dünyada barış istiyorum

    HTL Consultants Danışman-Eğitmen- Mehmet Mülayim
    Köşe yazısını paylaş : | Yazıcı Dostu Gösterim | Arkadaşına Gönder
    Atamız Mustafa Kemal Atatürk 20 Nisan 1931’de ne güzel söylemiş; ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ (Gençlere tercüme: Yurtta Barış, Dünyada Barış)


    Bu söz uzun yıllar Türk siyasi hayatının en önemli düsturuydu. Bu sözün yol göstericiliğinde Türk Milleti uzun yıllar savaşlardan uzak durdu, bizi 2. Dünya Savaşından korudu, yanı başımızda İran-Irak savaşı oldu, Irak-Kuveyt savaşı yaşandı ve ülkemiz o dönemin kanlı günlerinden hep en az zarar ile çıktı. Yunanistan ile gergin onlarca yıl geçti, ama hep kendimizi frenledik. Türk silahlı kuvvetleri Kurtuluş Savaşı’ndan uzun süre sonra Kıbrıs BARIŞ harekâtını, Kıbrıs’taki Türklere huzuru ve barışı taşımak için yapmıştı. Milletçe bu barış harekâtı nedeniyle dünya bizi ambargolar ile cezalandırmış, ancak tüm Türkiye bu ambargolara rağmen Yavru Vatan’a taşınan huzur ve barış nedeniyle bunu sineye çekmişti.

    Sonra birden ne oldu da ülkemiz ve siyasetçilerimiz bir anda bölgemizin jandarmalığına soyundu? Ne oldu da Atamızın o veciz güzel sözünü, ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’u unutuverdi? Ne oldu da Anadolu topraklarında gül gibi geçinen 72 millet birbirini ayrıştırmaya başladı? Olmayan ırkçılık ne oldu da bir anda içimize giriverdi? Anadolu toprakları nasıl bir anda IRKÇI oldu? Ne zaman bireysel hak ve özgürlüklere saygısızlaştık? Çevresinde süren savaşlarda, hatta Kuzey Afrika’daki savaşlarda bile nasıl oldu da taraf olmaya soyundu? Tüm bu yaşananların bu vatana faydası, vatandaşa faydası ne oldu? Ülkeler ve halkları ile olan ilişkilerimizi germemiz bize ne fayda sağladı? Maşalık mı yaptık? Ben bu soruların hiç birisine cevap bulamıyorum. Düşünüyorum, okuyorum, araştırıyorum ama cevap bulamıyorum.

    Anadolu’da yaşayan her bireyin kanında güzel bir karışım var. Renkli ve kültür zengini, adetleri ile mutfakları ile şiveleri ile. Bu rengârenk Anadolu toprakları şimdi niye bu kadar sıcak? Hem de Cumhuriyet tarihinin en sıcak hali. İçerde ayrışma davulları vurulmaya çalışılırken, bir yandan da yıllardır sorunumuz olmayan komşularımızın topraklarında tarafız.  

    Bizim mesleğimiz huzurlu, barışçıl ve demokratik ortamlarda yeşeren bir meslek dalı. Turizmi meslek olarak seçenlerde büyük çoğunluk güler yüzlü, insanı seven, doğayı seven, çevreye saygılı ve barışçıl insanlar. Turizmci bilinçli bir çevrecidir. Aksi halde bu mesleği yapamaz, sevemez, adapte olamaz ve elenir. Dünyanın hiçbir yerinde savaşa yakın, içi - dışı karışık bir ülke turizmde liderler arasına girememiştir. 

    Sektörümüzün birkaç lider ülkesini kısaca mercek altına alalım;  

    - İtalya; Demokratik, liberal, çevreye duyarlı, farklı renkleri içinde barındıran, kimseyle SAVAŞMAYAN, komşuları ile iyi geçinen, gereksiz yere Jandarmalılığa soyunmayan, neşeli ve güler yüzlü nüfusu ile öne çıkan rengârenk bir ülke

    - Fransa; Demokratik, liberal, çevreye duyarlı, farklı renkleri içinde barındıran, komşuları ile iyi geçinen, insan haklarına ve birey haklarına ziyadesiyle hassas, zarif ve şık bir ülke.

    - İspanya; İç problemlerini aşmış, demokratik, liberal, kimseyle savaşmayan, komşuları ile iyi geçinen, müzikle ve farklı tatlarla harmanlaşmış, Arap kültürü dahil birçok rengi içinde harmanlamış.

    - Yunanistan; Eski düşmanımız demokrasinin beşiği, zor günlerde, komşuları ile (biz dahil) artık barış içinde, liberal, güler yüzlü ve neşeli. Hovardalığın verdiği para sıkıntısı onu vurdu, Akdeniz’in heyecanlı insanları. 

    Bu liste uzar gider, tüm başarılı turizm destinasyonları huzurlu ve renkli ülkelerdir. Hepsinin benzer durumu ise; demokratik, liberal, çevreye ve bireylerin haklarına duyarlı, farklı lezzetler sunan, doğası ve tarihi ile öne çıkan ve en önemlisi komşuları ile iyi ilişkiler sürdüren ülkeler. Çevrelerinde ve ülkelerinde patlayan bombalar yok. Hükümetleri halkının görüş ve isteklerine saygılı, hiç birisinde kan, gövdeyi götürmüyor.

    Biz Türk turizmcileri onlarca yıldır çok zor bir işi başarıyoruz. İçte ve dışta barış olmayan, huzur olmayan topraklarda insanımızın sıcaklığı ve bu doğanın bize bahşettiği özelliklerle turizm yapıyoruz.  Ülkemiz yüzölçümünün önemli bir kesiminde terör ve terör kaynaklı savaş var. Şu sıralar ateş-kes olsa da bu sessizliğin süreceğinin hiçbir garantisi yok.
    Komşularımızla Irak savaşı itibarı ile gerginlik başlattık. Irak’ın parçalanmasında rol oynadık şimdi de Suriye politikamızda barışçıl olmayan siyaset güdüyoruz. Ülkenin parçalanmasına neden olabilecek oluşumlara çok açık bir şekilde destek veriyoruz. Kuzey Afrika’da yaşanan olaylarda taraf olduk.

    Ve bir yandan da demokratik haklar ve liberalleşme hedefi ile organize olmayan, kendinden doğan kitlesel hareket Türkiye’yi salladı. Önce ‘Kol kırılsın yen içinde kalsın’ hedefi ile gizlenmeye çalışıldı, sonra globalleşmenin ve iletişim çağının hızı ile ne olduğundan haberi olmayan vatandaşlar bu direnişi fark etti. Kimisi destekledi katıldı, kimisi saklamaya çalışmayı savundu, karşı çıktı, kabullenmek istemedi. Çünkü yeni nesil gençliği orta yaş üstü okuyamadı. ‘Okuduk’ dendi ancak olayların gidişatı okunamadığını gösterdi. Okuyabilselerdi tüm süren bu olaylarda gençlerden bahsederken onlara ‘Çocuklar’ demez, 18 yaşının üstünde olan gençleri meydanlardan geri çekmek için ‘veli’lerden destek istemezlerdi. O gençlerin birer birey olduğunu algılarlar ve gençler ile diyalogu ilk günden kurarlardı. Tüm bu acı reçete, acı sonuçlar ve kırılmalar yaşanmaz, toplum huzuru bu derece kaçmazdı.

    Turist aynen bir birey olarak yaşadığım ülkede benim istediklerimi arar. Bireysel özgürlükler ve insan haklarına saygı, aydın ve iyi eğitimli toplum, bireylere hoşgörü, çevreye saygı, kültürlere saygı ve en önemlisi de BARIŞ. Bunların olmadığı bir ülkeye turist niye gelsin. O koca oteller ve AVM’ler turist için sadece birer araç, amaç değil. Amaçları farklı kültürleri, renkleri, huzuru, doğayı ve tarihi Anadolu’da bizimle kısacık bir zaman diliminde yaşamak.

    Dönelim başa, Atamız bize formülü vermiş; ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’. Turizm için tek ihtiyacımız olan reçete bu. Bu reçeteyi bozacak her tavır sektörümüzün en büyük düşmanıdır. 
    Tüm sektörümüze barışa koştuğumuz günler dilerim.
     

    HTL Consultants Danışman-Eğitmen-
    Mehmet Mülayim

    Kullanıcı Yorumları

    mamut - 26.02.2015 18:29:54
    çok güzel teşekkürler


    Yorum ekleyin



    Adınız :  

     

    Güvenlik Kodu :
    Yenile


     
    Yazarın diğer yazıları :
    Turizmde farklılık fark yaratır
    Nerede Türk misafirperverliği?
    Erciyes ve Kayseri turizmi
    Her şey dahil öcü mü?
    Zehir zemberek Kıbrıs turizmi - 1
    Zehir Zemberek, Kıbrıs Turizm’i 2 - Kıbrıs’ta otel yöneticisi olmak.
    Zehir Zemberek, Kıbrıs Turizm’i 3 - Kıbrıs’ta personel.
    Zehir Zemberek Kıbrıs Turizmi 4 - Kıbrıs’a yatırımcıların bakışı ve bazı çözüm önerileri
    Zehir zemberek, terör-savaş ve kriz yönetimi
    Dan Brown, ‘Cehennem’, İstanbul…
    Katliam
    Yurtta barış, dünyada barış istiyorum
    İstanbul’un dayanılmaz cazibesi
    Nerede Sultanahmet’in bitli turistleri?
    Turizmcinin yerel seçimlerdeki gücü
    ‘Devlet Ana’ ve kadın
    EMITT başarısız mı?
    Kıbrıs’da turizmi patlatma planı
    ITB Berlin fuarından ilk dakikalar
    Genel müdür olmanın dayanılmaz cazibesi
    ‘Seçilen Belediye Başkanlarına Açık Mektup’
    İyi bir personeli nasıl elinizde tutarsınız?
    Satışçı doğulur mu, olunur mu?
    Alaylı mı okullu mu?
    Oteller için marka olmak tesadüf mü?
    Kendini satma sanatı
    Stratejisiz oteller, stratejisiz turizm…
    Bugün bir otel açtık
    Genç satış profesyonellerine başarılı fuar katılım rehberi
    Savaş kapıda, oteller krizle başa çıkma savaşında
    Yerli malı Türk’ün malı, her Türk onu kullanmalı
    Turizm satırlarına geri dönüş…
    Eğitmen ve eğitim
    Dik durun, daha savaş yeni başlıyor
    Avrupa Birliği 500 milyon
    Krizle doğal seleksiyon
    Makale Arşivi
    HER HAKKI TURİZMGUNCEL.COM'A AİTTİR   ©   COPYRIGHT 2017  ||  Genel RSS  || Güncel RSS  || Sektörel RSS  ||  Marka INTERACTIVE
    Anket
    2018 sezonunda Avrupa'da durum ne olur?

    Daha da geriye gider
    Bu yılla aynı olur
    2016 rakamlarına ulaşır
    2015 rakamlarına ulaşır
    Belirsizlik hakim
    Ücretsiz Abone Olun