serdar@dm-consultancy.com

Yeşil proje ne anlama geliyor?

Son 50 yılın sanayi ve ona bağlı ekonomik ilerlemesi ile göz ardı edilen ve sürekli tüketime yönelen ticaret çevre kavramını ezip geçmiştir

 
YEŞİLLENEN TESİSLER KAVRAMINA BAKIŞ

Son 50 yılın sanayi ve ona bağlı ekonomik ilerlemesi ile göz ardı edilen ve sürekli tüketime yönelen ticaret çevre kavramını ezip geçmiştir. Daha da vahim olan özellikle sanayi ve teknolojide ileri devletlerin gelişmekte olan devletleri sanayi atık tarlası olarak görmeleri ve ürünlerini buralara pazarlayarak sanki onların katkısı varmış gibi bir tavır içine girmeleridir. Gariptir ancak bu model tutmuştur ve dünyadaki sanayi devleri fütursuzca doğal olanı tahrip ederek kazanımlarını artırmış, bunun karşılığında hiçbir düzenleme yapmamıştır. 
 
Basit ve anlaşılır olarak insan vücüdunu örnek verirsem, tüm organların tamamen belli bir fayda ve dönüşüm içinde ahenkli çalışması ile sağlıklı yaşam sürmekteyiz. Eğer bir organ su koymaya başlarsa bunu diğerleri de takip etmektedir çünkü çevrim tam olarak tamamlanmalıdır. İnsan da daha büyük olan çevre ve tabiat içinde olduğundan onun da çevrime bir katkısı söz konusudur. Dolayısıyla insan eliyle yapılan bir tahribat doğayı olumsuz etkilemektedir. Bunun sonucunda ise diğer dengeler değişmektedir. Sanayileşmeye koşut olarak artan enerji talepleri doğal kaynaklar kullanılarak giderilmeye çalışılmış, termik ve hidroelektrik santralleri devreye girmiştir. Ancak birkaç on yıl sonra plansız yapılan enerji üretim düzeneklerinin doğal yaşama olumsuz etkileri ispat edilmiştir. Buna paralel olarak bir toplumu ortadan kaldırmak için kullanılan büyük enerji kaynağı gerek duyulan talebi karşılamak için dikkatsizce kullanılmış ve atıkların yeryüzündeki sakıncalar sonucunda uzaya depolanacağı bilgileri etrafa yayılarak belli bir etki değeri yaratılmak istenmiştir. 
 
1986 yılında Çernobil ile gelen nükleer facia aradan geçen 25 yıla rağmen halen insanları etkilemekte ancak tabiatın payına daha fazlası düşmektedir. Belki kara mizah olarak ele alınabilecek bir olay ise yakın zamanda yaşanmış ve atom bombası ile hırpalanan Japonya bu sefer kendi eliyle kurduğu nükleer santrallerden ciddi olarak etkilenmiştir. Son haberlere göre ülkedeki 75 santralden 53 ü devre dışı bırakılmış ve vatandaşlar artık bu tür enerji kaynaklarını kullanmaktan kaçınmak noktasındadır. ABD ve AB ülkeleri de bu yönelişi takip etmiştir. ABD de ve AB ülkelerinden Almanya, İsviçre, Fransa, İtalya öncelikle nükleer projeleri durdurmuş ve yenilerinin yapımından vazgeçmiştir. 
 
Bu çerçevede yıllar önce hazırlanmış olan Kyoto protolüne imza vermeyen devletler bir şekilde ve ancak felaketle karşılaştıkları için çevreye önem vermeye başlamışlardır. Alternatif veya temiz enerji olarak adlandırılan bu enerji türü doğal ve çevreye zarar vermeyecek bir yapıdadır. Şu anda ileri devletler güneş, rüzgâr, okyanus yanında binalarda farklı yöntemler kullanarak enerjinin döngüsünden yararlanacak projeler geliştirmektedir. Buna göre ısı pompaları, bina içinde üretilen ısının çevrimi, su tasarrufu, aydınlatma gibi düzeneklerle büyük oranda tasarruflar söz konusudur. 
 
Son zamanlarda bir reklam veya slogan gibi yeşil projelerden bahis edilmeye başlanmıştır. Bunun anlamı da yapılan tesisin enerji tüketmekte cimri ancak konforda bonkör olarak çalışması şeklinde özetlenebilir. Gün ışığından en fazla yararlanacak düzenekler, armatür tipleri, ısı üreteçlerinin çeşitleri, kullanılan sular, atıklar kontrol altına alınarak çevreye uyumlu bir tarz yakalamak amacı güdülmektedir. 
 
İnsanlar tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır. İnsanın gözleri öyle kelimelerle konuşur ki dil onları telaffuz edemez.*
 
UYGULAMA SORUNU

Danışmanlığını yaptığım bir tesis için bu çalışmalara başlarken birçok detayı yakından ele alarak uyumlu bir tablo ortaya çıkması hedeflenmişti. Armatürlerin ısı üreten ve belli bir aydınlatma değerine sahip modelleri yerine konacak yeni tür ampuller bulmak oldukça sorun olmuştu. Hele odalarda ve toplantı salonlarında kullanılan yüzlerde adet ışık şiddeti ayarlanabilir armatürler yerine yeni üretim malzemeleri bulunca satın almak için normal bir armatürün 35-40 katı fazla para ödemek zorunluluğu ortaya çıktı. Ancak daha vahim durumla ortak mahallerde kullanılan halojen yerine led tiplerin kullanılması araştırmasında karşılaşıldı. Çünkü armatürün gövde ile birlikle satın alınması gerekiyordu ve bu çok ciddi bir maliyet artışına neden olacak özellikteydi. Tüm bunlar yerine getirilirken duvar ve tavanda yapılan inşai tadilat ve boya maliyetleri ayrı bir masraf kalemi olarak ortaya çıktı. 
 
Ortak ve çok kullanılan mahallerde hissedici cihazlar, el yıkama eviyelerinde fotoselli düzenekler ve susuz pisuar kullanılması ile oldukça ciddi boyutta kazançlar söz konu oldu. Bu seride daha farklı birçok yeni düzenek kullanmak da söz konusu olmasına rağmen tesise uygun olan tarzı bulmak oldukça zahmetlidir. Bunun yanında dekorasyonda kullanılan halı, mobilya, duvar kâğıdı, boya gibi malzemelerin de dönüşebilir tarzda seçilmesi, ısıtma/soğutma/havalandırma sisteminin otomasyon kumandalı olması ayrı bir detay. Bu açıdan bakıldığında mevcut bir tesisin yeşile dönüşebilmesi için harcanacak proje maliyeti, malzeme masrafı oldukça büyük meblağlara ulaşmaktadır.
 
Tesisi işleten personelin bu felsefe ve düşünceye uygun olarak davranması, belli alışkanlıklar elde etmesi ve sürdürülebilir bir model oluşturması yapılan çalışmaların anlamını ortaya çıkartacak özelliklere sahiptir. İşletme yanında tesisi kullanan müşterinin de çevreci bir düşünce sistemine sahip olabilmesi projenin başarılı olarak yürütülmesini olanaklı kılar. Sonuç olarak daha az enerji tüketilmekte, atıklar çevreye geri dönüşmektedir ancak dönüşüm sırasında harcanan paralar işletmenin karına ortak olacak kadar büyük bir miktardır.    
 
Yeryüzüne iyi muamele et. O babanızın malı değil, onu çocuklarınızdan ödünç aldınız.*
 
İDEAL OLAN 

Sıkça bahis konusu ettiğimiz, tesisin planlanırken ve projeleri hazırlanırken tüm bu sayılan maddelerin ele alınması en ideal şartı belirler. Yine çok önemli olan binanın toprak ile temas eden yüzeyleri, güneşe karşı açısı, bina mimarisinin yeşil kavramına uygun olması gibi bir dizi önlemler alınarak işin başında çözüme gidilebilir. Bunun sağlanması binanın işletilmesi sırasında kazanç olarak ele alınmalıdır. Ayrıca bu milli bir dava olarak kabul edilmeli ve her tesisin belli normlara uygun olmasının zorunlu hale getirilmesi gereklidir. Eldeki kaynakları en son noktasına kadar titizlikle kullanabilmek mimarlık ve mühendislik becerisi gösteren birer unsurdur. Tükenen fosil enerji kaynakları ve dünyanın sonunu getirecek kadar riskli olan nükleer enerji yerine doğal kaynakları kullanmak zorunlu hale getirilmelidir. 
 
Aslında ne kadar farkındayız ama Anadolu topraklarında oluşmuş olan medeniyetler incelendiğinde doğal yöntemlerle aydınlatma, ısıtma, su aktarma işlerine oldukça geçerli olan bir dizi çözümleri uygulamışlardır. Belki bu kalıntılardan elde edilecek pek çok ilginç uygulama örneği bile bulunabilir. Binlerce yıl önce yapılmış olan düzenekleri bugünün kolay inşaat ve imalat teknolojileriyle daha ileriye götürmek olasıdır. 
 
Turistik tesislerin yapım aşamasında doğaya uygun projelerin oluşturulması ve uygulamalar ile oldukça büyük enerji kaznaçları ortaya çıkacaktır. Bu noktada tesisin yeşil bina olmasının artık çok büyük bir anlamı yoktur. Çünkü düşünce ve teknik bir araya gelerek en uygun şartlar oluşturulmuş ve sürdürülebilir bir model yapısı ile oluşan binalar sıradan hale gelerek doğaya tam olarak uyumlu projelerin çoğalması söz konusudur. Böylece elde edilecek tasarruf miktarı çok büyük oranlarda olacaktır.   
 
Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenemeyen bir şey olduğunu anlayacak.*      
 
GARİP FİKİRLER

Fikir bir düşünce tarafından ortaya çıkmış veri olarak tanımlanabilir. Fikir ile proje arasında çok büyük fark vardır. Proje fikrin kâğıt üzerine dökülmesi sırasında işin olabilirliğini de beraberinde getiren bir yapıya sahiptir. Proje elle tutulur ve hesaplama sürecinden geçmiştir. Projesi olmayan fikirlerin yapılabilirlik ayağı eksiktir. Yeşil kavramına dönersek, son yıllarda New York modası olarak adlandırılabilecek evlerde tüpler içinde organik sebze yetiştirme yanında teraslarda bahçe yetiştirme değişik bir ticari dal olarak ele alınabilir. Çünkü bununla ilgili değişik malzemeler, gereçler, tohumlar, kaplar üretilerek satış olanağı bulabilmektedir. 
 
Ülkemizde henüz sebze üretimi değil ancak çatı bahçeleri yeni konut projelerinde satış reklam aracı olarak duyuruluyor. Doğalı ortadan kaldırarak suni üretimlere yol açan bu tavır ve düşünceye karşı çıkılması ve toprağın korunması gerekli değil mi? Belki garip bir paradoks ancak konut projelerinde binaların yapılacağı yerler belli olmasına rağmen ağaçlandırma çalışmaları binaların bitiminde yapılmaya başlanmaktadır. Ağaçların yetişmesi ve kendini göstermesi yıllara yayılan bir gelişim sonucudur. Ancak doğa kavramını hazmetmeyince görsel durumu kurtarmak için uyumlu uyumsuz pek çok bitki ve ağaç türü adeta zoraki bir şekilde toprağa gömülmekte ve sıkça yenilenmektedir.
 
Sonuçta yeşil projelendirme çevreye duyarlılık açısından oldukça pozitif bir etkiye sahip ancak doğanın topyekûn ele alınması, doğal kavramının öğretilmesi, çevre dostu tüm donanım ve düzeneklerin yeşil alanları çoğaltacak şekilde planlanması en önemlisidir. Yeşil tesisler tabi ki tüm bu kavramları geliştirecek dinamizme sahiptir. Yine de yukarıda anlatılan bilgiler ışığında binaların daha projelendirme safhasında yeşil kavramına uygun olarak tasarlanması gereklidir. Buna paralel olarak yenilenme sürecindeki tesislerin dönüşüm projelendirmesi daha kolay olacaktır. Konuyla ilgili kamu ve yönetimin projeler geliştirmesi ve teşvikler vermesi bir o kadar katkı sağlayıcı noktalardır.
    
Kötülükler gidince her yer cennet olur.*
 
(*)  Kızılderili sözlerinden alıntılar.
 

Bu Makale 18.07.2011 - 14:37:17 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.