Tüm zamanların en büyük hastalığı; kıskançlık

    Motivasyon Atölyesi - Emir Hepoğlu
    Köşe yazısını paylaş : | Yazıcı Dostu Gösterim | Arkadaşına Gönder
    Konuya alakalı kendi yorumumuzu yazmadan evvel bakalım Hacı Wiki Efendi bu konuda ne buyurmuşlar: Kıskançlık bir kişinin veya bir ilişkinin yitirilmesinden korkulan, karmaşık bir ruhsal yaşantı ve olumsuz tutumdur. Bunun dışında başkasının sahip olduğuna kendisinin de sahip olma gerekliliğini hissettiren bir duygudur.

    Türk Dil Kurumu,  kıskançlık kelimesini şöyle açıklamıştır:

    "Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum"

    Kıskançlık doğuştan değil, sonradan öğrenilen ve birçok insanı etkileyen, rahatsız eden bir duygudur. Dozunda bırakıldığı sürece kıskançlık bir hastalık değil davranış bozukluğudur. Kişi bu konuda kendini kontrol edemezse bu davranış bozukluğu ileride depresyona sebebiyet verebilir. Kıskançlık öz güven eksikliği ve yetersizlik duygusundan dolayı ortaya çıkmaktadır. Kıskançlık yaşayan birisi zaman ile değersizlik, çaresizlik, öfke, mutsuzluk ve yalnızlık gibi duyguları da yaşar. Bu davranış bozukluğu hayvanlarda da görülmektedir. Örneğin bir evde uzun süre bulunan bir kedi tüm ilgiyi kendi üzerine çektiğini hisseder. O eve ikinci bir kedi geldiğinde diğeri asabi tavırlar göstererek kıskanç olmaya başlar ve sahibini de protesto eder.



    Günümüz iş dünyasında sıklıkla ve bizzat gözlemlediğim gündelik hallerden biri olmuş bu kıskançlık mevzusu insanın bedene gelmesi ve Dünya üzerine paketlenmesinin hemen ardından başlayan ve insanoğlunun ilk olarak benimsediği davranış biçimi olsa gerek. Hatta ve bilhassa ilk olarak biz bulmuşuzdur bu kıskançlık hikayesini, bundan adım gibi eminim. Kaynana gelini kıskanır, eltiler birbirini kıskanır, komşular mahalle genelinde birbirini kıskanır, sokakta minikler markalı lastik pabuçları, i pad, i pod, akıllı telefon vs kıskanır, erkek adam kısmısı arkadaşlarının pahalı arabalarını kıskanır ve bu hal silsile halinde uzayıp gider, kısır döngüdür yani.

    Dolayısı ile kıskançlık bizim milli sporumuzdur. Kıskançlık konusunu turizm ve otelcilik sektörü açısından değerlendirdiğimiz vakit ise;

    *Yatırımcı diğerini kıskanır, daha çok oteli var diye.

    *Yatırımcı diğerini kıskanır, onun oteli daha güzel diye.

    *Yatırımcı diğerini kıskanır, yan komşunun daha çok ödülü var diye.

    *Yatırımcı diğerini kıskanır, daha pahalıya satıp daha çok kazanıyor diye.

    *Genel müdür diğerini kıskanır, daha havalı bir işletmede çalışıyor diye.

    *Genel müdür diğerini kıskanır, başarılı olmasından dolayı iş bulmakta zorlanmıyor diye.

    *Genel müdür diğerini kıskanır, ötekinin otelinde misafir memnuniyeti daha yüksek diye.

    *Genel müdür diğerini kıskanır, diğerinin sekreteri daha güzel diye.

    *Genel müdür diğerini kıskanır, diğeri daha şık ve havalı giyiniyor diye.

    *Departman müdürü diğerini kıskanır, anketleri ve puanları daha yüksek diye.

    *Departman müdürü diğerini kıskanır, mutlu ve huzurlu çalışıyor diye.

    *Departman müdürü diğerini kıskanır, otel çalışanları tarafından daha çok seviliyor diye.

    *Departman müdürü diğerini kıskanır, bütçeyi tutturdu ve hatta kara geçirdi diye.

    *Departman müdürü diğerini kıskanır, genel müdür  onu daha çok seviyor diye.

    *Departman müdürü diğerini kıskanır, arabası yeni ve daha pahalı diye.

    *Personel diğerini kıskanır, daha çok TİP alıyor diye.

    *Personel diğerini kıskanır, güler yüzlü, sevimli ve misafirle kontağı daha iyi olduğu için.

    *Personel diğerini kıskanır, herkesten daha çok çalıştığı ve başarılı olduğu için.

    *Personel diğerini kıskanır, departman müdürü onu daha çok sevdiği için.

    *Personel diğerini kıskanır, kazandığı üç kuruş ile ev ve araba alabilmeyi başardığı için.

    Benim tespitlerim elbette bunlarla sınırlı değil, ancak burada yazabileceklerim bu kadar ve ne yazık ki bunlarla yetinmek zorundayız. Liste uzar gider, hatta sizler okurken zihninizden şu da var, bu da olmalı gibi eklemeler yapacağınıza eminim. Ve beklide ego başta olmak üzere bu mevkilere gelirken törpülenmesi gereken özellikler hakkında yeni bir liste bile yaparsınız.

    Bilim adamları kıskançlığı şöyle tanımlıyor; kıskançlık, aşırı sahiplenme ve aşırı aidiyet duygusudur. Aşktan da yoğundur, yıkıcıdır. Tabii sağlıksız kıskançlıktan bahsediyorum. Sağlıklı kıskançlık ise olması gereken, sıcak bir duygudur.

    Aslında bende kıskanç biriyim. En çok kimleri kıskanıyorum biliyor musunuz ? Mesela Annie Leibovitz’i çok kıskanırım, yağlı boya tablo kıvamında inanılmaz fotoğraflar çektiği için, sonra Tom Ford’u kıskanırım benzersiz ve şık gözlük tasarımları için, REM’i kıskanırım Loosing My Religion’ı dillere pelesenk ettikleri için, Atatürk’ü kıskanırım kendinden sonraki nesillere ulaştığı ve benim için sayamayacağım kadar fazla güzel özelliği için, Pedro Almadovar’ı kıskanırım ama inanın Penelope Cruz’a bu kadar fazla dokunuyor olmasından değil, sanatını kıskanırım, filmlerini kıskanırım, Orhan Pamuk’u kıskanırım fakat inanın Nobel aldı diye değil, Masumiyet Müzesi kitabını Çukurcuma da gezilebilir hale getirdiği için, son olarak ise Aamir Khan’ı kıskanırım PK filmindeki inanılmaz oyunculuğu için.

    Acaba benim kıskançlık türüm sağlıklı, olması gereken sıcak bir tür mü ? Kıskançlığın egodan dolayı ortaya çıktığını belirten bilim adamları,  patolojik olarak kıskançlık yapanların kendine güveni olmadığını belirtmekte.  Çocukken anne ya da baba’nın ihanetine şahit olmuş olma ihtimalleri ise çok yüksek. Beynimizde bulunan prefrontal korteks duygu dünyamızı kontrol etmekte. Kısaca kıskançlığın merkezi burası, ameliyatla aldırdık mı kurtulduğumuzun resmidir.

    Bunun dışında ne çok parası olanı, ne lüks arabası olanı, ne katı, ne yatı, ne marka giysileri olanı ne de çevresi olanı kıskanmamakta fayda var. İnanın bu saydıklarımın hiç birinin pirinç tanesi kadar değeri yok aslında, hiçbirimiz içinde anlam ifade etmemeli. Başarıyı kıskanmak lazım, ancak öyle alelade küçük şeyleri değil, büyük başarıları, kitlelere ulaşabilen şeyleri kıskanmak. Ve inanın bu kıskançlık biçimi yerinde ve dozunda kullanıldığında oldukça olumlu sonuçlar verebiliyor, biliyorum zira konunun muhatabı bizzat tanıdığım birkaç kişi var.

    SON DİP NOT: 

    Donatella Marazzitti tarafından 400 kişiyle yapılan bir AŞK araştırması sonucu deneklerin büyük çoğunluğunun serotonin düzeyinin düşük olduğu saptanmış.  Dolayısı ile kıskançlıkla depresyonun kuzen olduğunu gösteriyor bu araştırma, aman diyeyim !





    Motivasyon Atölyesi -
    Emir Hepoğlu
    emirhepoglu@yahoo.com

    Kullanıcı Yorumları

    Serdar sağlamtunç, FCSI - 11.8.2015 10:52:39
    Kıskançlık kişinin keni yetersizliğine ve içsel güvensizliğine olan inancının dışa vurumudur. Farklı bir diğer tanımlama ise kaybetme korkusudur. Buradaki, ne kaybedilebilir sorusu kişinin veya kurumun karakteri ve ahlak birikimleri ile doğru orantılıdır. Son yıllarda bireysel ve kurumsal danışanlarımız bu saplantının çok kolay giderildiğini görünce şaşkınlıklarını gizleyememektedirler. Özellikle iş hayatında olumlu tarafa yönlenirilecek rekabet ve bench marking konunun merkezi ve odağını birdenbire değiştirmektedir. Hele turizm konusunda işletme ve yönetim açısından kıskanma yerine yeni fikirler ve takım oyunu özel çözümler getirmektedir. Kıskançlık çıpası kişiyi veya işletmeyi yerinden kıpırdatmaz, yosun bağlatıp bulanık suda dibe vurmasına neden olur. Uygulanacak yeni yöntemlerle bu duvarları yıkmak ve suları tazelenmek olasıdır. Çözüm çok, yeter ki sıkıntı tespit edilip dile getirilsin.


    Yorum ekleyin



    Adınız :  

     

    Güvenlik Kodu :
    Yenile


     
    Yazarın diğer yazıları :
    Eğer otelciysen...
    Fuar ve selfie sezonu açıldı
    Direnen Gezi'den Trendy Gezi'ye
    Turizmcinin bilgisayar & sosyal medya ile imtihanı!
    Turistlerin kullandığı tuvaletler Testere filminin platosu gibi
    Turizmin ırkçı hortlakları
    Güneyde sezon başladı ancak...
    İş'in yoksa gel ( Mümkünse kendi aracınla ya da dolmuşla ! )
    TRT'nin turizm kanalı neden Antalya değilde İzmir'de?
    Yaz aşkları
    Altın portakal fiyasko mu, büyük bir başarı hikayesi mi?
    Ödülünmü var derdin var!
    Otellerde hijyen uygulamaları
    Ne kadar güçlü olduğumuzun farkında değiliz
    Ben Meclis'e girdim, hadi sıra sizde
    Alayınıza selam olsun!
    Kelle paça
    Tokmak
    Turizmde yeni trendler / İkinci Adam Operasyonu
    İş arama ve taciz sezonu başladı
    Benim güzel kadınlarım
    İş çok beğenen yok mu?
    Android otelci
    Memleketin giriş kapıları
    Salvador Dali’nin ruhu bizim barmenlerde yaşıyor
    Alaçatı ayrı bir dünya
    Bir dernek doğuyor, sancısını başkaları çekiyor
    Doğası, gereği kültür başkenti
    Herkesin kendine göre bir Bodrum'u var
    Hediyelik
    Signs - Görüntü Kirliliği
    Turizm hakkında yazmak ne ister?
    Rakamlara takıldık kaldık
    YIL 2012 VE NİHAYET 12 AY TURİZM EMRİNİZDE
    BEŞ YILDIZLI OTELLERDEN SOSYETE GETTOLARINA KUMARHANELER
    Ekranda, beyazperdede, kitapta oteller
    İlginç otel hikayeleri
    İLGİNÇ OTEL HİKAYELERİ II
    Özeleştiri Grubu
    Kıbrıs turizmi kime ait?
    Her şehrimize bir logo bir de tema lazım
    SAKINCALI DİYALOGLAR
    Sakıncalı Diyaloglar 2
    ANTALYA ZEYTİNKÖY’DEN DÖNDÜ NİNE 2011 SEZONU İÇİN TURİZMİN FALINA BAKTI
    www.sabunprojesi.org
    İNOVASYON EN BÜYÜK EKSİĞİMİZ
    MISIR VE TUNUS OLAYLARINI TÜRK TURİZMCİLER BAŞLATMIŞ…!
    AŞK TESADÜFLERİ SEVER VE HOTEL BABYLON
    YÜRÜYEREK ANTALYA ANALİZİ
    SAKIP AĞA’NIN AYAKKABILARINI BOYADI HAYATI DEĞİŞTİ
    DİKKAT OTELCİLER İNTİHAR EĞİLİMİNDE
    ANTALYA’DAN KISA KISA
    MOBBİNG DİYALOGLARI
    KONSEPT SAVAŞLARI
    TV ÖDÜLLERİNİN ARDINDAN
    KEYFE KEDER PERSONEL İSTİHDAMI
    TÜRK İŞİ MOBBING TACIZING
    DOMINIQUE STRASUSS KAHN IMF BAŞKANI DEĞİLDE ROOM MAID OLSA İDİ…!
    ADINI TURİZM BAŞKENTİ KOYDUK AMA…
    OTELLERİMİZ NE KADAR GÜVENLİ…!
    OTEL ODALARINDA INOVASYON
    KAÇAK İÇKİ SADECE TURİST Mİ ÖLDÜRÜR ?
    Antalya Kaleiçi'nin hali ne olacak?
    Makro bakış açıları ve mikroya indirgenmiş sorunlarımız
    Altın Portakal Film Festivali sahil kasabası etkinliğinden uluslararası organizasyona nasıl dönüşür?
    Türk turizminin image maker ihtiyacı
    Test: Hangi tip otelcisiniz?
    Tarih öncesi stajyerlik durumları
    Neyzen meyhane müdavimlerinin acıklı hikayesi
    Neandertal'den bu yana hedefler
    Portakal şehrinin hikayesi
    Personel lojmanında kötü bir şeyler oluyor
    İstihdam değil istismar!
    Fil Osman Angry Bird'e karşı
    Yan otelden adam çalma teknikleri
    Zirveden indim şehre: TTZ - 2012
    Ah güzel İstanbul ne yapmış insanlar sana böyle?
    Cihangir Chronicles
    İstanbul ve turizmi ağzından düşürmeyenlere!
    Know how Antalya'nın neyine?
    Gezdim, gördüm, yazdım
    Turizm sektöründeki kadınların şikayeti var!
    Antalya'da bir eğlence adası var, haberi olan var mı?
    Güneyden haberler
    Kısır döngü!
    Saruman Dayı'dan istihdam sorununa kesin çözüm
    Hatıralarımın kahyası mısın be adam?
    Antalya Tünektepe 'L' tipi cezaevine dönüştürülsün, ilk konuğu da Fazıl Say olsun!
    Resort Turizm Kongresi'nin ardından kulislerde konuşulanlar
    En büyüğü bizimkisi!
    Antalya Kaleiçi 1. Uluslararası Jazz Festivali
    Marka olmadan sen sen değilsin!
    Yüksek sezon diyalogları
    Kariyer mi, ekmek parası mı?
    Hoşçakal Antalya'nın gülü, Hoşçakal Oya ablam!
    İşyerinde motivasyonu sağlama teknikleri
    Anneme turizmci olduğumu söylemeyin, o beni genelevde piyanist sanıyor
    Filistin askısı
    Nereden geliyorsunuz? - Kaynımgillerden!
    www.turizmdeyeniyalanlar.com
    Portakallı kek
    Marka değilsen, sen sen değilsin
    Sesli makale - Sincaplar ağlıyor duydun mu?
    Evrimini tamamlamamış kıllı neanderthal güneye inince
    İşsiz otelcinin sektördeki imaj sorunsalı
    Sovşıl medya hakkında bir yazı daha
    Geçen hafta bir acente müdürü dövdüm!
    Mahmut, duydun mu la griz varmış bu sene?
    Göcek Koyları
    Goç ne la? ( Yeni çağın trendy mesleği koçluk)
    Palmalife Style
    Tüm zamanların en büyük hastalığı; kıskançlık
    Egomaniacus Nonempaticus Hotelierus
    İnoveyşınmen ( inovationman )
    Adetten
    Mecburen
    Ne yapmalı? Ne yapmamalı?
    Kaç yıl oldu?
    Vay anasını sayın seyirciler!
    Absürt turizm münasebetleri
    Biz çok acayip kurumsalız
    Makale Arşivi
    HER HAKKI TURİZMGUNCEL.COM'A AİTTİR   ©   COPYRIGHT 2017  ||  Genel RSS  || Güncel RSS  || Sektörel RSS  ||  Marka INTERACTIVE
    Anket
    Otelinizin satış fiyatı geçen yıla göre nası değişti?

    Yüzde 20 daha düşük
    Yüzde 10 daha düşük
    Geçen yılla aynı
    Yüzde 20 daha yüksek
    Yüzde 10 daha yüksek
    Ücretsiz Abone Olun