serdar@dm-consultancy.com

Toz duman - 2: İnsan sağlığına ne zaman duyarlı olacağız?

Bir önceki yazımda bahsettiğim görüşlerle ilgili bana ulaşan bazı görüş ve detay bilgi isteğine uygun olarak görsel eklentiler yaparak sizlerle paylaşmak istiyorum.

 Gözle görünen bu hataların belki de düzelmesine katkı sağlanabilir düşüncesini taşımaktayım. Yazı içinde yer alan resimlerin amatör bir fotoğrafçı tarafından çekildiğini ve fikir vermek için yeterli olacağını ümit ediyorum.
 
Şehir tozu ile ilgili yüzlerce bilgi kırıntılarını internetten karşılaştırmalı olarak bulabilir ve sorgulayarak gerçeğe yakın bilgilere ulaşabilirsiniz. Bilgiler kullanılmadıkça hiç bir fayda getirmez çünkü sizinle kâğıt arasında kalmaya mahkûmdur. Pratik olarak kullanmaya başladığımız bilgiler ise insanın medeniyet seviyesini yükselten etkiye sahiptir. Ülkemizde yaygın olarak teknik detay eksikliği ve çözüm için tartışmalar nedense yapılmamaktadır. Tarihe bakıldığında ustaların mesleklerini çıraklara öğreterek yüzlerce yıl önce yapılmış eserleri bugün bizlere miras bırakmasının altında bilgi aktarımı ve çözüm odaklı uygulamalar vardır. Dünyanın birçok yerinde taş yol işçiliği hayret ve hayranlık uyandıracak ince mühendislik detaylarına sahiptir. Peki, bugün yapılanlar nedir? Eğer 20.yüzyılda inşa edilen şehirler bir şekilde yüzyıllar sonraya kalabilirse uygulanmış teknolojileri o zamanki insanlar nasıl yorumlar merak ediyorum.  
 
Bu resimler Ankara’da en son geçen yıl asfalt dökülen bir caddede yapılan kaldırım yenileme çalışmalarını göstermektedir. Kaldırımlar asfalt ile birlikte geçen yıl pembe renkli Ankara taşları ile benzer şekilde yapılmıştı ama her yıl asfalt ve kaldırım yapmak ayrı bir sektör olmak yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Herkes de bu durumdan memnun olduğuna göre yapılacak bir şey yok. 
 
Asıl sorgulanması gereken özellikle büyük şehirlerde asfalt ve kaldırım taşı ömrünün ne olduğudur. Teknik olarak 15-20 yıl arasında olan bu ömrün nasıl bu kadar kısa süreye indirilmiş olduğu başka bir başarı olmalı. Yol ve kaldırıma sarf edilen bütçe rakamları ile yüzlerce fabrika yapılabileceğini ve bunun ekonomik bir değerin heba edilmesi olarak algılamak zamanı gelmedi mi? Diğer bir yönden yollar ve kaldırımlar evrensel ölçütte medeniyetin bir göstergesi olarak tanımlanmaktadır. Şehirlerde üzerinde yürüdüğünüz yapı malzemesi giydiğiniz ayakkabı ve giysi ile de doğrudan ilintilidir. Buna ilave olarak bunlarla birlikte eve veya ofisinize taşıdığınız kirlilik de sorgulanmalıdır. Göz ardı edilse de toz oluşumu insan sağlığını ciddi tehdit eden unsurlardır. Değişik zamanlarda ortaya çıkan salgın hastalıkların ortaya çıktıktan sonra birden yayılması havadaki kirlikle doğrudan bağlantılıdır.  
 
Yapılan işlerin dayanıklı olmadığını yapılırken izlemek olasıdır. Yapı malzemeleri yüzer maddelerdir ve ne kadar ağır olurlarsa alt yapı eğer tekniğe uygun yapılmadıysa yerinden oynar. Kaldırımlar için pek çok malzeme denemiş ancak detay çözülmediği için her yıl yeniden yapmak zorunda kalınmaktadır. Önce ufak parke taşları, sonra asfalt, karo taşlar, kesme taşlar, vb yüzlerce malzeme denendi ama hiç birinde üst kaplama ile alt zemin arasındaki serbest dolaşan yer suyu ve toprak ilişkisi düzenlenmedi. Hal böyle olunca yağmurlu havalarda yürüdüğünüz taşlardan üstünüze kirli suların fışkırdığı yollara sahip olduk. Son olarak yapılan ise karo boyutlarının büyütülmesi ile kaldırımların sabit kalacağının düşünülmesi. Ama teknik aynı, ağır malzeme altındaki malzemeler gevşek ve oynar dolayısıyla bu sefer blok halinde eğri büğrü kaldırımlara basacağız.    
 
Zaman verimlilik hesaplarında fazla dikkate alınmadığı için bu işlemler için harcanan zaman ve çevrede yaşayanların da aynı zaman kayıpları önemsenmemektedir. Bir yol yapılırken güzergahların kapatılması ile ortaya çıkan işe gecikme, trafik sıkışıklığı, fazladan karbon salınımı, acil durum(sağlık, yangın) etkileri hiçbir zaman göz önüne alınmamaktadır.
 
Son söz olarak asfalt yolların, kaldırımların dayanıklı olması şehrin tozdan kurtulması için resimde görülenlerin yapılmamasının yeterli olacağını belirtmekte fayda vardır. 


 
Bu resim asfalt ile toprağın ilişkisini göstermektedir. Asfalt kalınlığı yer yer 7-10 cm ve alttaki toprak gevşektir. Yağmur ve kar sonrası çöken yollar akla geliyor hemen. Yola paralel toprak içine atılmış kılavuz borular içinden enerji ve haberleşme kabloları geçiyor. 
 
Olması gereken bu kablolar ve tesisatın beton galeriler içinden geçmesi, arıza ve bakım için gerekli ve yeterli sayıda kapakların yerleştirilmiş olmasıdır. 
 
 
Asfalt kesildikten sonra toprak üzerine yüzer bir beton dökülmüş. Beton kalınlığı ortalama 5 cm ve toprakla ilişkisi gayet gevşek bir durumda. Yağmur ve kar ile oluşan yer altı suları toprak ile beton arasına girerek aşınma yapacak özellikte. 
 
Olması gereken, tesisat kanalları yanında zeminin iyice sıkıştırılmış ve drenajı yapılmasıdır.
 
 
Kaldırımın dönüşünde kot farkı bariz olarak görünmektedir. Yuvarlatılmış köşe içine yerleştirilmiş kare kesitli taşlar yağmur sularının alta inerek her türlü aşınmayı yapabilecek ortamın hazır olduğunu gösteriyor.
 
Olması gereken, yuvarlatılmış ve açılı malzemeler kullanarak yüzer durumu sabit hale dönüştürmektir.
 
 
 
Taş döşeme işi bittikten sonra toz oluşumunu destekleyecek ince kum taşların arasına dökülüyor ve belki de orada durmaları bekleniyor. Ancak ilk yağmur tüm kumları önce caddeye sonra rögarlara dolduracaktır.
 
Olması gereken, taşların aralarının sızdırmaz bir şekilde kapatılarak suyun aşındırma etkisinin önüne geçilmesidir.
 

Bu Makale 16.10.2012 - 20:03:50 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.