emirhepoglu@yahoo.com

Tarih öncesi stajyerlik durumları

Şimdilerde durum farklı mı, stajyer milleti ne tür aşamalardan geçmekte? Eziliyorlar mı, yoksa hayatlarından memnunlar mı? Meslek öğreniyorlar mı, yoksa sadece staj gününü mü dolduruyorlar? Merak ettim ve yakınlarda gerçekleşen bir seminerde kendilerine bu konularda bir dolu soru sordum.

 
Bilgi: Fransızcadaki ‘’stagiaire’’ kavramından Türkçe'ye geçmiştir. Staj yapan kişi anlamına gelir. 'Stajer’ mi, 'stajiyer’ mi yoksa 'stajyer’ mi olarak söylenmesi ve yazılması gerektiği çok da net olmayan gizemli bir sözcüktür. Öyle ki halen mevcut birkaç kanun maddesinde bile farklı yazıldığı görülmektedir.

İlk stajlarımı İstanbul Dedeman ve şimdilerde yerinde yeller esen rahmetli Maçka Otelleri'nde yapmıştım. Benim için oldukça önemli deneyimlerdi gerçekten. Otelcilik yaşamının başlangıcında ve henüz karar verme aşamasında bir genç için oldukça ciddi bir tecrübelerdi bunlar. Ardından benim için risk oranı oldukça yüksek diğer bir staj sürecim de Antalya Dedeman Oteli'nin açılışı itibari ile gerçekleşti. Zira İstanbul dışına çıkıyor ve evveliyatta tatil için gittiğim güney sahillerine bu defa bizzat çalışmak ve meslek edinmek amacıyla demir atmaya hazırlanıyordum. Elbette ki bende ve arkadaşlarımda oluşan ilk intiba deniz, kum, güneş üçlemesi çerçevesinde yaşanacak kokteyl filminden hallice Antalya maceraları idi.
 
Yeni açılmakta olan ve inşaat süreci henüz tamamlanmamış bir otelde stajın ne demek olduğunu siyah işçi tulumunu, sarı lastik çizmeyi giyince ve inşaatların değişmez aksesuarı plastik bareti takınca anlamış oldum. Sonraki haftalarda beni ziyarete gelen arkadaşlarım bu halimi bizzat gördüklerinde önce gülmekten kırılmış ardından bu halime için için ağlamışlardı. Turizm ve otelciliği meslek edinmeyi düşünen bazıları ise o dakika bu fikirlerinden vazgeçmiş ve tazecik beyinlerini farklı alanlara sunmayı uygun görmüşlerdi. Sonuçta kazanan bankacılık ve telekomünikasyon sektörleri oldu elbette.
 
Fazlasıyla yorucu ve ağır geçen bir açılış sürecinin ardından ilk defa bir tesis açılışında bulunmanın heyecanı bana ve diğer stajyer arkadaşlarıma kar kaldı. Ardında yorgun bacaklar, kaslı kollar, yaralı - çatlamış eller ve muhtelif küçük sakatlıklar bırakan bu ağır tecrübenin bizlere asıl kazandırdıkları ise yıllar sonra belirginleşmeye başladı. Ne büyük bir kazanım elde ettiğimizi sonraki çalıştığımız tesislerde operasyon esnasındaki pratikliğimiz, hızımız ve çözüm odaklı bakış açımız vesilesi ile tecrübe etmiş olduk. Elbette aramızda dayanamayıp evine dönenler de oldu, bir gün içerisinde bırakıp kaçanlar da. Kolay değildi tabi ki. Külliyen ana kuzusu bir grup öğrenci genci inşaat işçisine yakın formatta çalıştırmak, halı ve mobilya taşıtmak, temizlik yaptırtmak ve bunların haricinde eğitim vermek, meslek öğretmek büyük bir organizasyon yeteneği gerektirdiği gibi sabrınızın sınandığı anlarda  ‘’La Havle ve La kuvvete’’ diyerek ilahi yardım talep etmeyi de mecburi kılardı.
 
Geriye dönüp baktığımda ise olayları farklı değerlendirmeye başladım. Öncelikle bundan 20 yıl öncesinden bahsediyoruz. Nerede ise tüm teknik alt yapı tarih öncesi çağlara ait.  Sistemler keza öyle ve her şey dahil sistemi henüz kanımıza işlememiş. Turizm lokomotif sektör olma yolunun daha çok başlarında. Üst yönetim tamamen farklı bir ekolden mütevellit. Kimisi Fransız, kimisi Amerikan otelciliği tarzında yetiştirilmiş. Onlardan önceki kuşak ise kimi yabancı memleket temsilcilerini içermekte. Farklı sistem temsilcilerinin birbirine aktarımda bulunduğu müthiş bir karma. Tüm bu değerli bilgi birikim damıtıldıktan sonra kana kana içenler ise bizleriz. Bizler ise karaf’ın dolu kalan kısmını gençlerle ne kadar paylaşıyoruz tartışılır. 
 
YENİ JENERASYON STAJYER KÖLELER
 
Şimdilerde durum farklı mı, stajyer milleti ne tür aşamalardan geçmekte? Eziliyorlar mı, yoksa hayatlarından memnunlar mı? Meslek öğreniyorlar mı, yoksa sadece staj gününü mü dolduruyorlar? Merak ettim ve yakınlarda gerçekleşen bir seminerde kendilerine bu konularda bir dolu soru sordum. Aldığım yanıtlar beni yaraladığı gibi bu konuların gerçekliğini bizzat öğretmenlerin teyit etmesi de bilakis canımı acıttı doğrusu. 16 saatin üzerinde çalıştırılmalarını, yarım saat antrakt verildiğinde sandalye üzerinde dinlendirilmelerini, tonlarca su, içki, koli, fıçı, kasa ve benzeri malzemeyi tek başlarına taşımalarınıı, stajyer olduğu halde kadrolu personelmiş gibi sorumluluk verilmesini, son derece kötü lojman koşullarını, saçma sapan nedenlerden cezalandırılmalarını, fazla mesai yaptırılmasını ve daha bir dolu şeyi hayretler içinde dinledim.
 
Önce staj döneminin zorluklarından, yaşanması gereken durumlardan, doğal sürecinden, meslek öğrenmek için birtakım zorluklara katlanılması gerektiğinden, emek verilmeyen hiçbir işten sonuç alınamayacağından ve daha bir dolu şeyden dem vurdum karşımdaki gençlere. Ancak her defasında aldığım yanıtlar ve gerçekliği şüphe götürmeyen deneyimleri benimle paylaştıklarında söyleyecek sözüm kalmadı açıkçası. Zira anlattıklarından daha fazlasını kimi zaman görüyor, kimiz aman ise çevremden duyuyordum. Sezonluk kadrosunun yarısından fazlasını stajyerlerden oluşturan tesis yönetimlerinin farklı zihniyet de olup da bu yavrucaklara iyi niyetli davranmaları beklenemezdi elbette. Ama bu kadarına da pes doğrusu dedirtecek kadar sıkıntılı bir durum ortada gözlerimizin önünde cereyan etmekte. Tesislere stajyer veren okul yönetimleri de artık sezonda çocukları otellere gönderirken daha ihtiyatlı davranmakta ve birtakım sorgulamalar yapmak zorunda kalmış durumdalar.

Koskoca bir sektörü stajyerlere emanet etmek, otelin yarı personelini onlardan oluşturmak, turizmin T’sini bilmeyen gençlere meslek öğretmeden nasıl olsa çalışırken öğrenirsiniz diyerek direk operasyonun ortasına bırakmak, köle gibi çalıştırıp üç kuruş stajyer maaşına tamah ettirmek, kötü koşullarda konaklatmak, Türk tipi otelciliğe mahsus olsa gerek. Dünyanın hiçbir yerinde rastlayamayacağımız bu tipik davranışımız vesilesi ile koskoca sektörü riske etmekte olduğumuzda cabası. Zaten bu nedenledir ki turizm sektöründe istihdam problemi yaşanmakta ve önümüzdeki yıllarda fazlası ile yaşanacakta. Staj döneminde köle gibi çalıştırılan nice genç turizm öğrencisi okulu bitirdiğinde kesinlikle turizm yapmayacağına dair kendi kendine söz vermiş durumda. Sinekten yağ çıkarma mantığı değişmediği sürece düzelmeyecek olan bu çarpık sisteme birileri dur demeli. Sektörün bu vesile ile kan kaybetmesine engel olunmalı. Turizm öğrencisi gençlerimizin meslekten soğutulmaması sağlanmalı. Ülkemizi ziyarete gelen, otellerimizde konaklayan turistin lobideki tuvaletin yerini bile bilmeyen, servis yapmaktan bihaber stajyer’e teslim edilmesi önlenmeli. Turizmi riske atmaktan bilhassa artık vazgeçilmeli. 
 
 

Bu Makale 01.02.2012 - 17:36:51 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • sadece bir dost - 05.07.2013 - 10:36

    Bu mesleği yapıcak yada yapmaya zorlanan arkadaşlar 147MEBi arayıp şikayet edin.

  • Engin Bayraktaroğlu - 24.01.2012 - 10:13

    Maliyet kontrolünden kasıt personel giderlerini kesmekten öteye gitmedikçe değişmeyecek olan olaydır.. Bu noktada yöneticilere düşen, keni yönetim tipleri üzerindeki muhafazakarlıktan kurtulup, personel giderlerinin dışında da maliyetleri düşürebilecekleri yaklaşımlar bulmalarıdır..

  • Gönül Uyar - 24.01.2012 - 12:20

    Bu gençleri yetiştiren bir eğitimci olarak sektörden birilerinin olayların farkında olması ve bu konuyu gündeme getirmesi beni biraz olsun sevindirdi.Bu sektör için yetiştirdiğimiz gençlerin staj süresinde bu işten nefret edip başka iş arayışına girmeleri maalesef bizim ülkemize has bir özellik olsa gerek.Otel sahiplerinin daha duyarlı olması ve bu gençlere sahip çıkarak turizm sektöründe ki kalifiye personel açığını bir an önce kapatmalarını dilerim.Bu konuyu gündeme getirdiğiniz için size de çok teşekkür ederim

  • Recep Arısoy - 23.01.2012 - 05:40

    Konferanslarda hep anlattığım stajyer çalışanlar ile ilgili bir olay var. Bu konferansların birinde sevgili Emir Hepoğlu da vardı. Hava alanına gidiyorum. Metroda bir genç hararetli telefon konuşması yaptı. Konuşmada turizm, otel kelimesi geçince merak ettim sordum gence. Öğrenci misin? Kimdi telefonda konuştuğun kişi. Genç telefonun diğer ucundaki kişinin son staj yaptığı otelin FB müdür olduğunu söyledi. FB müdürü gencin bu senede otele staj yapması için gelmesini söylüyor. Genç ise gelmem diye ısrar edince FB müdürü tehdit etmeye başlıyor. Senin isteyip istememen önemli değil ben hocanla konuşurum sene tıpış tıpış gelirsin diyor. Çocuğa neden bu otele staj için tekrar gitmek istemediğini sorduğumda ise. FB müdürünün kenilerine resmen işkence çektirdiği. 16 saat çalışma saati, çırak gibi kenilerini kullanmaları. Ağır hakaret ve küfürler edildiğini söyledi. En komik olanı da. Patronun şoförünü otele FB müdürü yapması. Bir şoför ne anlar FB müdürlüğünden. Bu kadar acı gerçekler var yani sektörde, yazılara dökülmeyen.

  • didem - 22.01.2012 - 10:29

    bravo fatoş hanım dekorasyona tapan ,sezonluk kozmik kafalar özellikle kavruk genclerimize sundukları sahte cenneti tehdit unsuru olarak kullanmaktan vazgeçmeli,önce keni nefislerini terbiye etmeyi öğrenmeliler

  • Fatoş Özalpay - 21.01.2012 - 03:02

    yatırımcıdan başlamak üzere kenilerine uygun yapıda sözde yöneticilerin binalarına ve dekorasyonlarına taparak operasyon başarısını yakalacağına inanan sığ zihniyetinin sonucunda nasıl olsa biri gider diğeri gelir yaklaşımıyla sadece stajyer değil profesyonel çalışanlara da uygulanan eşya muamelesinin aşikâr sonucu. böylesi bir yaklaşımı da herhalde cehlin cesaretinden gelmekte.

  • Hamdi Yılmaz - 21.01.2012 - 10:42

    Zafer Bey iyi güzel de, neden Türkçe yazım kurallarına uymuyorsunuz? Yazınızı okuyacağım diye başım dönüyor ve hiç bir şey anlamıyorum. Büyük ve küçük harflerin, ayraçların, parantez işaretlerinin, tırnak işaretinin nerede kullanılacağı Türkçe yazım kurallarında bellidir. Lütfen, bu kuralları yerle bir etmeyin. Zaman zaman da sözcükleri olmadık yerden bölüp, ayırıp, anlamını güçlenireceğim diye anlamsız hale getiriyorsunuz. Yapmayın bunu, gerek yok. İfadeleriniz zaten güçlü. Başka oyunlara, vurgulamalara gerek yok ki... Saygılar.

  • didem - 21.01.2012 - 09:48

    Turizm alaninda eğitim alıp stajını tamamladıktan sonra sektordeki çalışma koşullarından yılıp sektör değişikliğine giderek ilaç , iletişim,konut alanında parlayan orta düzey yönetici pek çok kişi tanıyoruz.Emir beyin çok anlamlı yaklaşımıyla sektör çocuklarını yememelidir.Zafer beyle çalışmak çok geliştirici olur .

  • BÜLENT ŞANLITÜRK - 21.01.2012 - 09:34

    SEVGİLİ EMİR HEPOGLU,ŞİMDİLİK,KALEMİNE SAĞLIK,,,,İNSAN KAYNAĞINI BU DERECE YOK EDEN,GELECEĞİNİ HİÇ DÜŞÜNMEDEN BİNDİĞİ DALI KESEN(GÜNÜMÜZ NASREDDİN HOCALARI)İŞYERİ SAHİPLERİNİN VE TESİS YÖNETİCİLERİNİN KENDİ YANLIŞLARINI PERSONEL GİDERLERİNE YÜKLEDİGİ SEKTÖRDE TÜRKCESİ BECERİ EGİTİMİ OLAN UYGULAMAYA GELENLER KÖLELERİN KÖLESİDİRLER,,,,AYRICALIKLI 510 İŞLETME DOGRUYU GÖSTERMEYE YETMİYOR.ÇALIŞAN İNSAN KAYNAGININ YÖNETİMİ,PARANINFİNANSIN YÖNETİMİ İÇİNDE GÖRÜLDÜKÇE VE BU UYGULAMA DEVAM ETTİKÇE KÖLELİK BİTMEZ,AZALMAZ,,,,KESİNLİKLE ARTACAKTIR,,,SAYGILARIMLA

  • Zafer Cengiz - 21.01.2012 - 12:56

    Turizmin (racon’gereği) bilinip’de”bilmezlikten ve görmezlikten gelinen derin yarasına (bir’güzel) parmak basmışsınız Emir Bey... Turizmde HİZMET ve İNSAN unsurunun boyutları ve ÖNEMİ konusundaki DERİN kavramların (hiç’bir’dönem’de) “yeterince’gereğince” içine girememiş olan TURİZMin HER’Zaman’Dönemde geçerli mazeretleri çoktur Hızlı’geliştik piyasa’krizde yatırımı’kurtaramadık beklediğimizi’bulamadık vb’vb’... AMA “ZİHNİYET’Hazret’leri’nin” (henüz’hala) çözemediği ilişki MORAL’İSTEK’Lİ’ çalışan personelin Hizmet Kalitesine Katkısı Faktörü’DÜR... FAKAT BU olayı da DEŞ’ince, arkasından çıkan detaylar DAHA’DA’İLGİNÇ Yatırımcı açısından turizmde DÜZENLİ ve İSTİKRARLI bir Hizmet Kalite Yüksek Kar denklemini çalışmak ve Randımanı artırmak gibi (normal ve beklenen) bir KAYGI’KUŞKUYOK ki... Bu tür denklemler ve mantıklar (artık) sadece Rasyonel Bilim Mantığına dayalı AKILCI (ama) TEORİK (kitaplarda kalmış ve unutulmaya yüz tutmuş) kavramlar değil midir...??? ÇAĞ’daş’ Güncel’likte ise, artık “Teoriler’YOK” ve her’şey otomatik’man PRATİK’leşmiştir... GERÇEK Hayatta DETAYlara takılmadan (durup’pembe idealist’gözlükleri çıkartarak) baktığınızda, (HAYRET’le?) çıplak GERÇEKLERİ herkes kolayca görebilir... İŞTE: Son’12’yıldır düşünür araştırır yorumlar YAZARlık SÜRECİ içinde adımadım gıdımgıdım KEŞFETtiğimiz bu GERÇEKleri ÇÖZÜM önerileri de MONTE ederek SERVİS etmeye çalıştığımız SON’2’YIL sürecinde (bir türlü) anlaşıl(a)mayan ve İDRAK edil(e)meyen HUSUS Bulanık ve AZGIN sulardaki “Detaylarda boğulmasızın” yüzmeyi ve (hatta) balık tutmayı KEŞFETMEK üzere MEVCUT ZİHNİYET’lerin elden ve gözden geçirilmesi ve DEĞİŞİM GERÇEK’leri paralelinde YENİ ÇÖZÜM’lere oturtulabilmesi’dir... Diğer AÇILIM’lar ise (temcit pilavı haline dönen) köşe yazılarımızda ve (kolayca okunacak özetlerle) Yeni BLOG’umuzda (inatla) SERVİS edilmiştir... SON’SÖZ: Tıkanan süreçler ANA neden çözülerek çalıştırılıp ÇARKLAR dönerse, her türlü DETAY sorunların ÇÖZÜM şansı (ümitleri) ve kabiliyeti (geleceğe dönük olarak) SÜRDÜRÜLEBİLİR kalacaktır. AKSİ halde ise VEREM’li turizmin ((SÜRDÜRÜLEN:)) Düşük’VERİM’i ile YETİN’ilecektir. Ayrıca (bence) BU’2’YOL’un “arası’deresi’de” YOK’tur... NeDER’siniz...?

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.