fetikuyucu@gmail.com

Tahsislerin süresi uzatılmalı, finansal destek artırılmalı

2016 yılına girerken ağırlaşan ve tahminlerin üzerinde sosyo-ekonomik etkilere neden olan olaylar Turizm Sektöründe ağır, bunaltan ve yapısal olarak sosyo-ekonomik etkilere neden olmaktadır.

Dünya turizm endüstrisi 1.1 milyar insanın seyahat ettiği yaklaşık 1.2 milyar dolar gelir yaratan, her yıl rasyonel bir şekilde büyüyen bir sosyal ve ekonomik harekettir. Bu sektörde ana destinasyon Akdeniz ülkelerine yapılan seyahatlerdir. Ülkemiz bu çanakta güçlü ve rekabet edilen bir destinasyondur. Yoğunluk resort tatil anlayışındadır. Tesisleşme de buna göre kıyı bandında başlamış ve gelişmiştir. Son 15 yılda resort turizmde ülkemiz gerek tesis ve gerekse ürün olarak birçok farklılığı, hizmet anlayışını dünya turizm sektörüne kazandıran bir yapıdadır.

Ülkemizin nitelikli ve Turizm Bakanlığı belgeli toplam yatak kapasitesi (2014 verileri) İşletme belgeli ve yatırım belgeli olarak 1 milyon 116 bin 872'dir. Antalya bölgesinde ise bu rakam 469 bin 112'dir. Bunun yanında ülke toplam yatak kapasitesinin % 42‘si Antalya bölgesindedir. Turizm sektöründe yaratılan 31.5 milyar dolarlık gelirin de en az yüzde 30 -35'i Antalya bölgesi tarafından yaratılmaktadır. İşte Akdeniz çanağının en güçlü yaz tatili destinasyonu olan bir kentin ülke ve yöre ekonomisine, sosyal yaşamına kattığı değerin  kabaca rakamlarla ifadesi budur. Sadece konaklama sektöründe çalışan sayısı 300 bin kişi civarındadır. Alt ve yan sektörler ile bu sayı 400 binleri bulmaktadır.

Turizm sektörü ve özellikle Antalya bölgesi olağanüstü bir yıl yaşamaktadır. 2016 yılı yüksek sezonu yarıladık geçen yılın aynı dönemine göre (Temmuz 2015) yedi aylık toplamda aylık bazda % 49 kümülatif bazda  % 47 rakamsal gerileme mevcuttur. Bu gerilemede en büyük pay sahibi Rusya pazarındaki kayıplardır.

2016 yılında bu yaşanan olağanüstü durum sektörü mali açıdan da oldukça zor durumda bırakmıştır. Tabiri caizse “kar yılı değil, ar yılı” olmaktadır bu yıl. Bu gelişmeler karşısında gerek kamu tarafından mali destekler ve kolaylıklar sağlanılmış gerekse sektörü finanse eden kurumlarca finansal yükümlülükler yeniden yapılandırılma yoluyla yatırımcı ve girişimcilere destek olunmuştur. Tabii ki ciddi nakit akışı sıkışıkları bu ay itibarıyla başlayacaktır. Çünkü sektör gerek gelir ve gerekse karlılıkların % 80 lik kısmını oluşturduğu dönemde bu gelirlerden ve karlılıktan yoksun kalmıştır. Yaşanan olağanüstü durum nedeniyle ciddi nakit açığı ile karşılaşmak üzere sezonu tamamlayacaktır. Gelir ve karlılık kaybı ile sezonu tamamlayacak sektörün birçok yükümlülüğünü yeni finansal destekler olmadan tamamlaması güç gözükmektedir. Bu konuda Sektör STK’ları ve kamu çok iyi bir diyalog içerisinde ama toplantı yapmaktan icraat yapmaya vakit kalmıyor. Özellikle nakit akışının çok yavaşlayacağı bir dönem yaklaşırken (sektörün mevsimsel ticari döngü özelliğinden dolayı) bu konuda geç kalmamak gerekmektedir. Sezon sonu yaklaşıyor işletmeler için  ”nakit yaratmak varoluş nedenidir” 2016 turizm yılının özellikle kitle turizmi ve özellikle Antalya bölgesi için ağır zorluklar içerdiği herkesçe kabul edilmiş durumdadır. Yaşanan ve devam kriz nedeniyle gerekli destek ve tedbirler alınmazsa işletmeler likidite krizine doğru gidebilir.

 Bu çerçeveden bakarak özellikle kamu destekli olarak Eximbank’ın  direkt olarak sektöre işletme ve pazarlama kredileri tahsis etmesi  önemli finansal destek olacaktır.

Ayrıca bir de bugüne kadar konuşulmayan bir konuda kamu otoritesi sektöre önemli bir destek vermeli kamu arazileri üzerine tahsis yoluyla yapılan turistik tesislerin tahsis süresi bu olağanüstü durumda mücbir sebep sayılarak en az 5 yıl uzatılmalıdır.

''Dün yaptığınız şey size hala çok iyi görünüyorsa, bugün yeterli değilsiniz demektir''*

*Earle Wilson



Bu Makale 10.10.2016 - 13:25:42 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • Orhan - 10.08.2016 - 12:24

    Bu konuyu Feti beyle görüşme imkanımız olmuştu.Finans kesiminde çalışan birisi olarak tahsislerin uzatılması konusunun son derece önemli/kritik değere sahip bir konu olduğunu söyleyebilirim.İçerisinden geçmekte olduğumuz bu imtihan sürecinde bankacılık kesimi turizm sektöründe şu ana kadar basiretli bir tutum izlemeye çalıştı.Ancak özellikle tahsis araziler üzerindeki mülklerin zaman geçtikçe azalan teminat değeri ve geçen seneden beri başlayan ve tesislerin teminat değerini olumsuz etkileyen düşük karlılıklar(ekspertiz değeri bu şekilde hesaplandığı için) ile bankaların özellikle yeniden yapılandırma ve risk devir alarak yeniden yapılandırma konusunda elleri oldukça zayıflıyor. bir diğer konu ise karşılıklar kararnamesinde yapılan düzenlemenin 2. sınıf kredilerden itibaren bir yapılandırmaya izin vermesi.Bu konunun da birinci sınıf kredileri de içine alacak şekilde yeniden düzenlenmesinin değerlendirilmesi lazım. çünkü 2016 yılı maalesef turizm sektörümüz için bir değil pekçok olumsuzluğun üstüste geldiği "sıradışı" bir yıl olmaktadır;bu da sıradışı tedbirler gerektirmektedir. bu 2 hususun yeniden düzenlenmesi bankaların sektöre verecekleri desteklerin artmasına faydalı olacaktır.

Yazarın diğer yazıları
Tüm Yazıları

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.