Oteller için marka olmak tesadüf mü?

    HTL Consultants Danışman-Eğitmen- Mehmet Mülayim
    Köşe yazısını paylaş : | Yazıcı Dostu Gösterim | Arkadaşına Gönder
    Marka olmak başarılı kabul edilmektir, marka olmak damga vurmaktır, marka olmak öncü olmaktır, marka olmak kopyalanmaya çalışılma mutluluğunu tatmaktır, marka olmak rekabetten sıyrılmaktır, marka olmak mutluluktur…


    Kimi yatırımcılar gün gelir marka olma hayali ile bir, iki yarı iş bileni yanına alıp kopyalama usulü ile marka olacağı zannına kapılır. Kimi yatırımcı ise diğer sektörlerdeki başarısına güvenerek zaten bu işi iyi bildiğini düşünür ve kollarını bu yolda sıvar. Ne büyük gaflettir, ne büyük hayalperestlik ve ne vizyonsuzluktur. Turizmde marka olmanın sırlarına vakıf olmadan yapılan kötü kopyalamalar ancak hızla sönen bir heves, boşa uçan balonlar ve milyonlardır. Yatırımcılar büyük reklam kampanyaları, tanıtıma dökülen servetler ile marka olunduğu düşünürler. Oysa bilmezler ki bir tesisin marka olarak kabul edilmesi ancak tüketicinin onayı ve kabulü ile olur. O da parayla satın alınamaz.

    Bu yanlış yatırımcılar markalaştığını zannederek sadece buna kendini inandırır. Karşılarına müşterileri veya satın almacılar geçince balon hemencecik sönüverir ve pazarın genel teamülü içinde, olmayan markasının, olmayan artı değeri olmaksızın ticaretin öğütücü çarkları arasında öğütüverir. Satın alanın ona biçtiği değeri markası ile aşamadan vasat muadillerle aynı sepette muamele görür.

    Bir düşünelim? Markalaşan turistik tesisler ve zincirler neleri farklı yapıyor?

    Öncelikle markalaşan işletmeler kopya değil yaratıcılık ortaya koyabilen, yetişmiş profesyonellerden oluşan ekiplerin vizyonlarının yatırımcının vizyonu ile buluşmasıyla gerçekleşiyor. Tek tarafın iyi niyetli istek ve çabaları yetersiz kalıyor. Bu tip yatırımcı yanında görev alan profesyonellerin gelişimlerine devam edebilmeleri amacıyla her fırsatı sunuyor, eğitim giderlerinden ve vizyon geliştirme seyahatlerinden ödün vermeksizin insana sürekli yatırım yapıyor. Vizyonu besliyorlar. İşletmesini vizyon ile besliyor.

    Zirveye markasını taşımış işletmelerin tümü her seviyedeki personelin gelişimine, eğitimine ve yaşam şartlarına önem veriyor. Her şeyden ve herkesten önce personelinin markaya, yöneticilere ve yatırımcıya inanması, aynı gemide olduğunun bilinci ve sorumluluğu ile işi, işletmeyi ve markayı sahiplenmesini sağlıyorlar. Markalaşmış işletmelerin çalışanları, çalıştıkları yerin adını söylerken gözleri parlıyor, göğüsleri farkında olmadan da olsa gururla kabarıyor. Çalışanların çocukları mahallede oynadıkları arkadaşlarına anne ve babalarının çalıştıkları yerin ismini söylerken gururlanıyor. Çünkü biliyorlar ki ebeveynleri de gurur duyuyor. Bu tip işletmelerde çalışanlar, sosyal hayatlarında, iş dışı yaşamlarında çalıştıkları yerden duydukları mutluluk yüzlerine yansıyarak bahsederken markayı devamlı yüceltiyor, markanın her toplum kesiminde onay ve kabul görmesine katkıda bulunuyor.

    Markalaşan işletmeler hizmet standardı çıtasını baştan yükseğe koyuyor. Her geçen gün o çıtayı daha da yukarı taşımak için yoğun çaba harcıyor. Damgasını sektöre vuran bu işletme veya zincir işletmeler yalnız fiziksel değil, hizmet anlamında da kendi konseptlerini yaratarak, gerektiği durumlarda maliyetlere de katlanarak yarattıkları konseptin arkasında duruyorlar. Her gördükleri kötü günde konseptlerinden ödün vererek mehter takımı misali iki ileri bir geri adım atmıyorlar. Standartlar gelişerek ve iyileşerek durmadan misafir odaklı yürüyor. Biliyorlar ki o koydukları ve yukarı taşıdıkları çıta orta ve uzun vadede onlara, kısa vadede kaybettirdiğinin kat, kat fazlasını getirecek.

    Bu öncü işletmelerin yatırımcı ve yöneticilerinde her zaman güçlü empati becerisi var. Kendilerini her aşamada hedefledikleri misafir kitlesinin yerine koyarak, o kitleden denek misafirleri ağırlayarak ve onların tepkilerini ölçerek Ar-Ge çalışması yapıyorlar. Ürünlerinin ve hizmet standartlarının gelişimi için durmadan araştırıyor, yenilikler katıyorlar.

    Başarı sağlamış işletmeler bir yandan da kurumsal yapısını sağlam temellere oturtmuş şirketler. Herkesin yetkisi belli, sistemli, belli düzen içinde görevini özgürce yapabildiği, sözünü özgürce söyleyebildiği, korku imparatorluğu olmayan, performansa dayalı kariyer imkânları yaratan, iş güvenliği sorunu olmayan, gayrı kanuni uygulamaların olmadığı oteller. Bu imkânları sunan tesisler tabi ki kendisini güvenli bir işletmede, süreklilik arz edecek bir işte çalışıyor olma mutluluğuna erişmiş hisseden çalışanların vizyonlarını ve çabalarını ortaya daha üretken ve gönülden koymalarını sağlıyor.

    Ve belki de en önemlisi, misafirin yorum ve önerilerini istisnasız bir ciddiyet ile ele alarak, misafirin adeta otel yönetimine katılmasını, bu katılım ile de tesisle duygusal bağ oluşturmasını sağlıyorlar. Misafir yorum, öneri ve eleştirileri otelin gittiği yolun, konseptin, ürünün doğru yolda olup, olmadığı hakkında profesyonellere en önemli yol gösterici. Yorumların tüm personel ile paylaşımı ve onlarında olumlu ve olumsuz olayı tüm çıplaklığı ile görebilmesi eksiklerin düzeltilmesine, ürünün geliştirilmesine büyük katkı sağlıyor.


    Evet, markalaşma her otelin, zincirin hedefi. Ancak bu öyle bir parmak şaklatmakla olmuyor. Markalaşma çok az örnekte kısa zamanda, ancak çoğu işletmede uzun soluklu bir yolculuk. Bu yolculuk vizyon, sabır ve inanç gerektiriyor.

    Markalaşma sabır ve inanca yatırım yapmaya cesaret edemeyenlerin çıkacağı bir yolculuk değil. Dileriz ki, önümüzdeki yıllarda güçlü yerli otel ve zincir markaları yalnız Türkiye değil tüm dünya turizmine damgasını vursun.

     


    HTL Consultants Danışman-Eğitmen-
    Mehmet Mülayim

    Kullanıcı Yorumları

    Serkan Yürekli - 10.07.2014 10:13:45
    Kaleminize sağlık Mehmet Bey...
    Şükrü Cimrin - 10.07.2014 11:25:52
    Çok güzel bir yazı.
    Suat Oral - 10.07.2014 22:47:05
    Sevgili Mehmet. Çok güzel tarif etmişsin. Ancak son zamanlarda, personel konusundaki görüşlerinin çoğuna katılamıyorum. Bazı Marka Oteller de, personelin çoğunluğu aynı memnuniyeti taşıyamıyorlar. Borçları birikmiş durumda. Sebep arztalep işinde her gün geriye gidiliyor. Bu da personel ve ona yapılan yatırıma yansıyor. Marka arkasına bir sıfat koymadan kenini anlatan ifadedir. jilet Hilton Sheraton v. b. gibi.
    Zafer Cengiz - 11.07.2014 19:18:57
    Türk Turizminde son kesitte oluşan ve kanıtlanan bir Gerçek: Bireysel olarak oteller ağzıyla kuş bile tutsa, destinasyon imajı yönünden başarısı ipotek altındadır Bunun pratik bir kanıtı ise, yıllardır Ben hizmetimden ve fiyatımdan taviz vermem diye direnen örnek atılımlar bile, piyasanın kaymağını yiyemeyerek, yelken indirmek zorunda kalmaları gerçeği değil midir? Bu bakımdan, Makro sorunlar halledilmedikçe, işletme düzeyindeki her türlü kazanımların tatminkar olamayacağı bir döneme girilmiş durumdadır. Bu bakımdan, teorik olarak Çok Yerinde olan görüş ve uyarılarınız, pratikte ve oluşan olumsuz Ülke Turizminin (hastalıklı) koşullarında işlemez konuma düşmüştür Bilgilerinize sunulur..
    Mehmet Mülayim - 15.07.2014 09:28:32
    Sevgili Suat Bey, yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Sevgili Zafer Bey, markalaşmayı başaran tesisler var. İsimlerini burada saymayı arzu etmiyorum. Ancak bu tesisler herkesin incelemesi ve örnek alması gerekenler.


    Yorum ekleyin



    Adınız :  

     

    Güvenlik Kodu :
    Yenile


     
    Yazarın diğer yazıları :
    Turizmde farklılık fark yaratır
    Nerede Türk misafirperverliği?
    Erciyes ve Kayseri turizmi
    Her şey dahil öcü mü?
    Zehir zemberek Kıbrıs turizmi - 1
    Zehir Zemberek, Kıbrıs Turizm’i 2 - Kıbrıs’ta otel yöneticisi olmak.
    Zehir Zemberek, Kıbrıs Turizm’i 3 - Kıbrıs’ta personel.
    Zehir Zemberek Kıbrıs Turizmi 4 - Kıbrıs’a yatırımcıların bakışı ve bazı çözüm önerileri
    Zehir zemberek, terör-savaş ve kriz yönetimi
    Dan Brown, ‘Cehennem’, İstanbul…
    Katliam
    Yurtta barış, dünyada barış istiyorum
    İstanbul’un dayanılmaz cazibesi
    Nerede Sultanahmet’in bitli turistleri?
    Turizmcinin yerel seçimlerdeki gücü
    ‘Devlet Ana’ ve kadın
    EMITT başarısız mı?
    Kıbrıs’da turizmi patlatma planı
    ITB Berlin fuarından ilk dakikalar
    Genel müdür olmanın dayanılmaz cazibesi
    ‘Seçilen Belediye Başkanlarına Açık Mektup’
    İyi bir personeli nasıl elinizde tutarsınız?
    Satışçı doğulur mu, olunur mu?
    Alaylı mı okullu mu?
    Oteller için marka olmak tesadüf mü?
    Kendini satma sanatı
    Stratejisiz oteller, stratejisiz turizm…
    Bugün bir otel açtık
    Genç satış profesyonellerine başarılı fuar katılım rehberi
    Savaş kapıda, oteller krizle başa çıkma savaşında
    Yerli malı Türk’ün malı, her Türk onu kullanmalı
    Turizm satırlarına geri dönüş…
    Eğitmen ve eğitim
    Dik durun, daha savaş yeni başlıyor
    Avrupa Birliği 500 milyon
    Krizle doğal seleksiyon
    Makale Arşivi
    HER HAKKI TURİZMGUNCEL.COM'A AİTTİR   ©   COPYRIGHT 2017  ||  Genel RSS  || Güncel RSS  || Sektörel RSS  ||  Marka INTERACTIVE
    Anket
    2018 sezonunda Avrupa'da durum ne olur?

    Daha da geriye gider
    Bu yılla aynı olur
    2016 rakamlarına ulaşır
    2015 rakamlarına ulaşır
    Belirsizlik hakim
    Ücretsiz Abone Olun