serdar@dm-consultancy.com

Kıyı alanları raporuna bakış

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Eylül 2012 tarihinde hazırlanan ve “bütünleşik kıyı alanları planı” olarak adlandırılan çalışmalar hakkında kimsenin yorum yapmamasını garipsedim.

Bütünleşik kıyı alanları planı içinde turizm ile uğraşan, para kazanan, bu sektörün paydaşlarının çok dikkatlice okuyup irdelemeleri gereken çok fazla madde var. Sistem hep aynı kurgulanmaktadır. Bir büyük top yumağı yapılıp insanların önüne atılmakta ve mesnetsiz bahaneler ile sözde yeni çözüm önerisi gibi yapılmak istenenler altın tepside sunulmaktadır. Tanımlar ve uygulayıcı kamu birimlerinin iç içe geçmesi olağan olarak karşılanabilir çünkü yapı tüm paydaşları içine almalıdır. Burada önemli olan bir husus, her ilgili kurumun kendi yetki ve sorumluluğunda devreye girip çıkmasını temin edecek düzen ve uygulama esaslarının oluşturulması konusunun öne çıkartılmasıdır. Planlamayı teknik olmayan bir kurum, çevre ile kararları bu işle ilgili deneyimi olmayan bir kurum yapmamalıdır, gibi.  
 
Gelin birlikte bir gezintiye çıkalım. Planın amacı, kıyıların tüm sektörlerle birlikte incelenerek turizm olgusunun oluşturulması hakkında stratejik kararlar olarak bahsediliyor. Kıyıların uluslar arası, ülkesel, bölgesel ve yerel konum ve önemi doğrultusunda dengeli ve sürdürülebilir kullanımı için alınacak tedbirler içinde turizmden başlanarak doğal, kültürel, çevre değeri, su, biyo-çeşitlilik, bölgesel yönetim, arkeoloji, tarih, kültür koruma ve kullanma dengelerini sağlanması planın bir parçası. Diğer bir parça, kıyı kullanımını talep eden ekonomik ve mekansal sektörlerin etkileşim ve dengesini kurulması, turizm kullanımında ekoloji ve tarım alanlarının olumsuz etkileri belirtilmiş. Diğer bir konu başlığı afet önlemleri, kıyı yerleşimde gelişimi, kurum kuruluş ve sektörler arası uyum ve eşgüdüm yönetim modeli oluşturulması, kıyıların mekânsal gelişme stratejilerinin geliştirilmesi olarak özetlenebilir. (İlgi duyanlar T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü yayınlarından belgeyi temin edebilir, isteyen olursa adı geçen Antalya için nihai rapor kendilerine gönderilir.) *
 
Rapor içinde kıyıların parçalara ayrıldığı ve her bir parçaya denk gelen yörenin turizm açısından gelişmesi için neler yapılması gerektiği yüzeysel ve genel bir bakış açısıyla adeta büyük bir kazana el altındaki her şey atılarak nefis bir yemek çıkacağına inandırmak çabası sırıtmaktadır. Bütün bu laf kalabalığı arasında esas ana fikir organizasyon yapısı başlığı altında açıklanmaktadır. Yapılacak her türlü icraat, oluşturulacak “Bütünleşik Kıyı Alanı Planlama Kurulu” tarafından önerilerek merkezi yönetim tarafından gerçekleştirilecektir. Kurul içinde yerel yönetimler, üniversite, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının barınacağı ve yapı olarak şeffaf ve katılımcı olacağı anlatılmaktadır. Bu kurulun çalışabilmesi için maddi kaynak valilik ve belediyelerin bütçelerinden ayrılacaktır. Bu tarz bir oluşum aynı Yapı Denetim uygulaması kötü örneğinde olduğu gibi bağımsız ve yansız kararlar almayı engelleyecektir. Eğer turizm geliştirilmek isteniyorsa sivil üstünlük daha fazla desteklenmeli ve yapısal kararlar politik değil yöre deneyimine uygun olarak şekillendirilmelidir.       
 
Yerel yönetimler, bölge ve il müdürlükleri, meslek odaları ve sivil toplum örgütü temsilcileri bir araya nasıl gelecek, kurul kaç üyeden oluşacak, kararlar nasıl hayata geçirilecek kısımları nedense açık değil ancak son derece elastik ve şekilsiz bir yapıyı tarif etmektedir. Kamunun en büyük sorunu sıkça ve anlamsız olarak değiştirilen onca yasa ve yönetmeliklerin bir türlü hazmedilememesi ve bilgili kamu elemanlarının sürekli değişikliklere uyum sürecinin başarısız olmasıdır. Belki de yasa tekniğinde bazı değişiklik yapılması daha uygundur. Çünkü yapılan bir yasanın ana fikri doğru tanımlaması gerekir. Yönetmelikler ise kısıtlı olmalıdır ve yasa maddesini detaylı olarak anlatmalıdır. Hâlbuki mevcut olan durumda yasalar ile yönetmeliklerin çeliştiği kısımlar o kadar fazladır ki yasanın anlamı uygulamalar aşaması sırasında ruhuna aykırı işlemektedir. Zaten bu durum tespiti bir yakınma olarak raporda; zayıf yönler kısmında, özellikle kıyı bölgesinde yer alan pek çok yasal statünün yer alması, bunların yer yer çakışması ve bunun neden olduğu çatışmalar olarak ve ayrıca tehditler kısmında ise pek çok kurum ve kuruluşun planlama ve uygulama yetkisine sahip olması şeklinde deşifre edilmektedir. Peki değişen ne olmuştur?
 
Şahsi görüşüm, kıyı düzenlenmesi ile yeni getirilen tek özellik ÇED raporları olmadan istenildiği gibi işlemlerin yapılması ve icraatlarda denetimsizlik ortamı oluşturmaktır. Aslında öcü gibi gösterilen ÇED raporları bir projenin oluşabilmesi için fikirden kâğıda geçme aşamasının doğru şekilde yönlendirilme çalışmasıdır. Nedense bu ilk ve önemli teknik çalışma adeta projelerin önünü kesen bir tıkaç gibi ele alınarak tüm olumsuzluklar üzerine atılmaktadır. Böyle olunca da bu raporun ortadan kaldırılması her türlü keyfi oluşuma izin gerecek bir sistemi harekete geçirecektir. Bugün turizm bahanesiyle tahribata uğratılan hava, su ve tabiat ki özellikle de orman alanları daha bilimsel olarak ele alınabilseydi bugün tartışma haline gelen HES ve 2B gibi konular ortada olmayacak ve bu unsur bile başlı başına turizm tercihi olarak değer kazanacaktı. Politik kararlar bir sınıfı memnun edebilir ancak tüm vatandaşların yararını gözeten, koruyan ve politikacıyı akılcı yöntemlerle kamu faydasına yönelik icraatlar yapmaya yönlendirecek, denetleyecek bağımsız, bağlantısız ve özgür mekanizmalara gerek var.           
 
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Adı geçen raporda bahsedilen büyük değişiklikler yerine sistemin bozulmuş yerlerini çağın ve teknik gereksinimlerin akışına göre uygulanabilir bir yapıda ele almak ve düzeltmek yeterli olabilirdi. Asıl sorun turizm konusunda sektör paydaşı gibi görünen unsurların bütünsel çerçeve içine sokulmaması ve böylece her kafadan ses çıkarak sanki sorunlar çok büyükmüş gibi bir tavır alınmasıdır. Öncelikle paydaşlar belirlenmeli ve batı dünyasında hak ve özgürlük barometresi olan Sivil Toplum Örgütü yapı ve işleyişini ele alarak tek ve güçlü STÖ leri oluşturmak gereklidir. Küçük olsun benim olsun yapısı çok zarar vermiş ve vermektedir. Belki de bu sayede tartışma, öneri sunma, geri adım atarak düzeltme, karşı fikri kabul etmek gibi ortak kazanımlar oluşturulabilir. Bu belki demokratik bir yapı ve bize fikir olarak çok uzak gibi görünmektedir. Peki, neden uygulamayalım? 
 
Doğru tespit ve önerilerle yapıyı düzeltecek yasal şartlar çok kolay yerine getirilir. Açık, net ve anlaşılır tarif ve metinler geleceği planlamaya yol açar. Bu şekilde yasal mevzuata uygun planlamalar ve tesis oluşumları gelişebilir. Tesislerin doğru olarak planlanması, inşaat usulleri, cihaz donanım tarzları bir bütün olarak çevreye etki edecektir. Gıda üretim planlaması, organik ürün yetiştirme, gıda emniyeti ayrı bir dal olarak çok büyük potansiyel karşılayabilir. Tüm sektörde iş olanaklarının artması yanında çalışanların eğitimi büyük farklılık yaratacaktır. Eğer bunlar gerçekleşebilirse işte o zaman kıyı koruma, temiz deniz, orman alanı artırılması yanında turizm çeşitliliğine geçilebilir. Deniz ve güneş yanında tarih, kültür ve sağlık kategorilere ayrılarak destek programları şeklinde devreye alınabilir. Sürekli yıkıp yapmak yerine eldeki yapıyı akıllı olarak kullanmak konusunda gideceğimiz uzun bir yolumuz var.    
 
Turizm sektöründeki tüm aktörlerin konuları yakından takip etmeleri, bilgi paylaşımı ve imece usulü ile yapılması gerekenleri uygulanabilir projeler halinde dile getirmesinde sayılamayacak kadar fayda var. Bugün seçilen sistem, mevcut her şeyi yıkıp yerine yenisini yapmak şekline dayanmaktadır ancak bu fikirde yanlış olan, uygulama ile yerine oturmuş bir dizi doğruların da aynı kapsamda kaldırılıp atılmasıdır. Yeni sistemlerin uygulamaya alınması çok basit bir şekilde zaman bakımından; algılama – 6-9 ay, irdeleme 12-18 ay, uygulamaya geçme 24 ay gibi süreleri gerektirmektedir. Süreler üst üste eklenecektir. Bilimsel olan bu veriler ışığında aslında bu kadar zaman sarfiyatına gerek olmadığı düşüncesindeyim. Eldeki malzemeyi düzeltmek her zaman daha kolay ve kısa yoldur.
 
Sektör paydaşlarının ilgisini çekerek kendi düşüncelerini ortaya koyacak bir tartışma zemini oluşturma gayreti içinde olan bu çalışmaya her türlü katkı şükranla karşılanacaktır.     
 
*Bilgi edinmek için: 
1. http://www.csb.gov.tr
2. http://www.kentges.gov.tr
 

Bu Makale 06.05.2013 - 09:58:55 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.