emirhepoglu@yahoo.com

İlginç otel hikayeleri

Öncelikle belirtmeliyim ki, bu yazı her gün batan acenteler, alınan ödüller, terfiler, atamalar, açılışlar, kapanışlar, tahsisler, rakamlar, yatırımlar ve benzer haberlerden ya da makalelerden sıkılmış tüm turizmci ve otelcilerin, biraz olsun mesleğin farklı ve renkli yanlarını da hatırlamalarını sağlamak amacı ile kaleme alınmış bir derlemedir.


OTELLERİN HİKAYELERİ VARDIR

Çocuk denecek yaşta başladığım otelcilik mesleğinde çok yakın bir tarihte 20. Yılımı doldurdum. ABD, KKTC ve ülkemizde farklı bölgelerde ve farklı konseptler de tesislerde çalıştım. Aralarında birde özel hastane bulunan tüm bu binaların kendine has bir yaşam biçimi ve binanın bir ruhu olduğunu sonraları, yaşadıkça ve gördükçe öğrendim. Bizzat şahit olduğum olayların yanı sıra, parçası olduğum gerilim ve beklide korku dolu anlarda yaşadım. Gelecekte okumak ve beklide tebessüm etmek için aldığım notları karıştırırken çalıştığım tüm binalarda, zaman içerisinde bir çok acı, tatlı, dramatik hikayeler yaşandığını ve bu yaşananların bir çoğunun unutulup gittiğini fark ettim.
Konumuzla oldukça ilişkili ve çok yakın zamanda yayınlanacak bir yazı dizisi için araştırma yaparken yardım istediğim, tadilattan yeni çıkmış ve nerede ise ilk günkü haline getirilmiş geçmişin en ihtişamlı otellerinden birinin üst düzey yöneticilerinden aldığım cevap beni oldukça üzdü. Binanın geçmişine dair bilinen tarihi dışında araştırma yapılmamış ve bugüne dek ne biliniyor ise onlar pazarlanmaya devam edilmişti. Oysa 100 yılı aşkın bir tarihi olan binada konuk olmuş ünlü isimlerin haricinde çalışanlarında mesela, otelin evveliyatından bu yana gelen genel müdürlerinin, mutfak şeflerinin, housekeeperları’nın, beklide diğer çalışanlarının detaylı bir araştırması yapılıp Türk Turizmine kazandırılsaydı fenamı olurdu. Kim bilir bu araştırma yapılırken ne hikayeler ne ilginç konular çıkardı tarihin tozlu sayfalarından.

GERÇEK İLE KURGU ARASI İKİ OTEL HİKAYESİ

HOTEL CALIFORNIA


Birbirlerini deli gibi seven iki gencin hikayesini anlatan bir şarkı vardır yıllardır dilimize dolanan ve dinlemekten hiç sıkılmadığımız ‘’Hotel California’’ . Gerçek mi yoksa albüm satışlarını artırma amaçlı uydurulmuş bir hayal ürünümü olduğu pek de belli olmayan, ancak oldukça dokunaklı hikayesinden dolayı zihinlerde yer etmiş tamamen dramatik bir romans. ,
Ailelerinin görüşmelerini kesinlikle yasakladığı ancak birbirlerine sırılsıklam aşık iki genç, sık sık            ‘’ Hotel California’’nın bir odasında buluşurlar. Yaşadıkları sıkıntı ve aşklarının şiddeti ile bir gün birbirlerine bir söz verirler, her ne olursa olsun buluşma yerlerine gelmemelerinin sebebi yalnızca ölüm olmalıdır diye. Günlerden bir gün yine buluşmaya karar veriler ve kız önceden gelir otel odasına. Uzunca bir süre bekleyen kız, sevgilisinin söylediklerini düşünür bir an ve çaresiz şekilde ne yapacağını bilemez. Bekler ama kimseler gelmemiştir, umutsuzluğa kapılan genç kız sevgilisine verdiği sözü hatırlar, çaresizliğe kapılarak oda kapısının arkasına ileride şarkının sözleri olacak şiiri yazar ve ardından kendini otel odasında asar.


 
Delikanlı ise gerçekten randevusuna yetişmek isterken trafik kazası geçirmiş ve yaşamını yitirmiştir. Bu iki aşığın anısına uzun yıllar bu odaya konuk alınmaz Hotel California’da . Yıllar sonra bir gün turneye çıkmış olan EAGLES gurubu’nun yolu bu otele düşer. Otelin dolu olduğunu, ancak tek bir odanın boş olduğunu belirten resepsiyonistin anlattıkları dikkatlerini çeken EAGLES üyeleri odayı görmek isterler. Odaya çıktıklarında hiçbir şeyin ellenmemiş olduğunu gören gurup üyeleri hikayeden oldukça etkilenir ve genç kızın kapının arkasına yazdığı şiiri ölümsüz bir aşk şarkısı haline getirirler.
Gerçek ya da kurmaca her ne olursa olsun EAGLES gurubunu tüm dünya ya tanıtan, milyonlarca albüm satışı yaptıran ve başta Grammy olmak üzere sayısız ödül almalarına sebep olan şarkı, hikayesi gereği bir otelde geçiyor. Albümün çıktığı 1977 yılından beri birçok insan Hotel California’yı arıyor. Bulanda var bulduğunu sananda. Kapısında her HOTEL CALIFORNIA yazan otel, gerçeği ya da değil bir çoklarımız için zihnimize kazınmış ölümsüz bir aşk hikayesinin yaşandığı yerden başkası olamaz.

PERA PALAS VE AGAHTA CHRISTIE

1883’te Paris-İstanbul arasında sefer yapmaya başlayan Orient Express, doğudaki son durağı olarak Sirkeci Garı’nı seçer. Trenin elit yolcularını İstanbul’da ağırlayabilecek bir otelin olmaması sebebiyle, Orient Express’in o dönem sahibi Uluslararası Yataklı Vagonlar Şirketi, İstanbul’da bir ‘palas otel’ açmaya karar veriyor. Compagnie Internationale des Grands Hotels zincirinin bir parçası olan otel için en uygun yer olarak ‘küçük Avrupa’ olarak bilinen Pera belirleniyor. Pera Palace Hotel, işte böyle doğuyor…
I. Dünya Savaşı’na kadar en parlak dönemini yaşayan otelin 1915’te işletmesi Mersinli Bodossaki Anastassiadis’e devrediliyor. 1927 yılında ise Atatürk otelin işletmesini  Misbah Muhayyeş’e veriyor. Hikayemiz de aslına bakarsanız bu tarihlerde başlıyor. Dünyaca ünlü polisiye roman yazarı, büyük usta Agahta CHRISTIE  1926 ve 1933 yılları arasında bir çok kez İstanbul’a gelmiş ve Pera Palas Otelinin 411 no’lu odasında konaklamıştır. Dönemin bir çok aristokratı, ünlüsü, yıldızının v.s. konakladığı Pera Palas’ta Agahta CHRISTIE nin de defalarca gelip otelde kalmasının buraya kadar garip bir yanı yok. Ancak 1926 da İstanbul’a geldiğinde 11 gün boyunca kaybolması ve ardından hiçbir şey olmamışçasına çıkıp gelmesi hikayeyi ilginç kılıyor elbette.
 


Yıllar sonra konunun takipçileri olarak karşımıza çıkan Warner Bros şirketi yetkilileri, ünlü yazarın bir hatıra defterinde bulunan ‘’ kayıp 11 günün sırrı İstanbul’da Pera Palas Otelinde 411 no’lu odada saklıdır’’  cümlesinden yola çıkarak hikayenin üzerine giderler. Bu gelişmeler üzerine İstanbul’a gelen Warner yetkilileri kayıp sırrı bulmak için dönemin ünlü medyumu Tamara RAND ile bir telefon görüşmesi yaparlar. Telefonda bazı bilgiler veren medyumun yönlendirmesi ile oda kapısının arkasında yerdeki döşemenin altında 8 cm boyunda paslı bir demir anahtar bulurlar. 20 ağustos 1979 yılında İstanbul’a gelmeyi planlayan ve anahtarı eline aldıktan sonra doğal yeteneklerini kullanarak sonraki adımı açıklayacağını söyleyen Tamara 30 ağustos 1979 da otelin greve gitmesi ve grevin bir yıl sürmesi üzerine buluşmayı iptal eder.
411 No'lu odada bulunan anahtarın esas fonksiyonu, Agatha Christie'nin hatıra defterinin bulunduğu yere ışık tutmak ve böylece hayatındaki 11 günlük kayıp devreyi meydana çıkarmak olduğu gibi muhtelif romanlarında çözülmemiş olarak kalan hususları aydınlatmaktır ki bu husus Agatha Christie'nin vasiyetnamesinde de açıkça yer almaktadır. Grevin ardından büyük bir tadilata giren otel altı ay kadar daha kapalı kalmış ve bu süre zarfında taraflar tekrar görüştükleri halde bir anlaşmaya varılamamıştır. Anahtar hala bir banka kasasında saklanmakta ve sırrın açığa çıkacağı günü beklemektedir.

Emir HEPOGLU
emirhepoglu@iehaturkiye.org


Bu Makale 14.10.2010 - 13:13:39 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.