fetikuyucu@gmail.com

Gerçek nedir?

Yoğun bir sosyo-ekonomik gündemi olan 2014 yılını yaz tatili destinasyonu olan Akdeniz Bölgesi'nde her şeye rağmen pozitif bir büyüme ile tamamladık. Yılın son çeyreğinde 2015 yılını tasarlamaya, bütçelemeye ve kaynak pazarlardaki gelişmeleri izlemeye başladık.

Gündem yoğundu küresel bazda makro ekonomik dengeler, para ve döviz piyasalarında eksen kaymaları, beklentiler ve bunun yanında çevre ülkelerdeki jeopolitik riskler bunun artçı beklentileri nihayet seçim atmosferi kısacası çok sıcak bir yıl turizm endüstrisini bekliyordu. Sektörün yönlendiricileri; tur operatörleri, konaklama ve ulaşım hizmetleri gibi önemli karar alıcılar belirsizlik ortamı ile karşı karşıya kalma ve bu ortamda karar mecburiyeti ile baş başa kalmışlardı. Aslında genele bakıldığında birçok krizi başarı ile savuşturmuş ve yeterli dirence sahip turizm endüstrisi gerçekten kendi gücü /dinamikleri ile mi hareket ediyor yoksa uzun yıllardır süren bir hikâye olan küresel bol para, yüksek risk iştahı ve kontrolsüz/denetimsiz büyüme içerisinde mi ilerliyordu bunu test ediyordu.

2014 yılı başında aslında Ukrayna krizi, Ortadoğu'da/sınır komşularda artan gerilim, küresel para piyasalarındaki güç hareketleri, 2008 yılından buyana yön bulamayan küresel ekonomik kriz ve sosyo ekonomik iç / dış gelişmeler tüm dengeleri değiştirmeye başlamıştı. Ya gerçekleri görmeye başlayacaktık ya da tüm sorunları fay hattı çatlayana kadar görmezlikten gelecektik. Sanırım fay hattını ne küresel ekonomik kriz nede etrafımızdaki jeopolitik riskler çatlattı.

2000 yıllardan itibaren ülkemizin özellikle de deri, tekstil, gıda, tarım ürünleri, konut, inşat-taahhütlük hizmetleri ve turizm sektörü başta olmak üzere, tüm ihracatçı sektörlerde önemli partner ülke Rusya Federasyonu fay hattını kırdı. Rusya ve BDT üyeleri petrol, petrol ürünleri, doğalgaz ve yeraltı zenginlikleri ile yükselen ekonomiler arasında gerek doğrudan gerekse portföy yatırımları için cazip konumda pazarlardı. Küresel para piyasalarında 2000’li yıllardan sonra risk algısı 2007 yılına kadar neredeyse hiç dikkate alınmıyordu. Herkes hayalinin peşinden bir yerlere koşuyordu. Ta ki artçı uyarılar başlayana kadar. 2008 önemliydi senfoni başlıyordu ancak seyirci ne dinlediğinin farkında değildi veya anlamak işine gelmiyordu. Bize bir şey olmaz mantığı devreye girmişti.

Bu yükselen pazar, Rusya Federasyonu, daha DTÖ ( Dünya Ticaret Örgütüne ) 2012 yılında yeni üye oluyordu. Geçiş düzenlemeleri için 5 yıl süre verilmişti. Bu ülkede mevzuat, vergi düzenlemeleri, hukuk, bürokrasi vb mekanizmalar gelişmiş ülke seviyelerinde değildi. Kurallı bir yönetim anlayışı yoktu, çok yeni yeni gelişmekteydi. Kayıt dışılık çok yüksek oranlardaydı. Kısacası tam bize uyan bir piyasa idi; pratik ol, uyanık ol pazarı oluştur ve parayı kazan. Bunları gerçekten çok iyi becerebildik. Emeği geçen herkesi girişimciliğinden dolayı kutlamak gerekir. Hem Türk turizmi müthiş ivmelendi hem de yüksek kazanımlar oldu.

Son 10 yılda yaz tatili destinasyonu olan Antalya bu pazara göre ürün hazırladı ve tesisleşti. Yatırımlar bazı bölgelerde sadece bu pazara göre yapıldı. Ancak kısa vadeli kazançlar, hayaller orta ve uzun vadeli düşüncenin önünü kesiyordu. Planlı ve stratejik düşünce çok itibar görmüyordu. Bol bol tesisler yapıyor ancak içini tam doldurmuyorduk. Genel itibarıyla insan kaynağına yatırımın önem derecesi az veya hiç yok. Pazarlama  (uzun yıllardır genel itibarıyla sadece tur operatörünün neredeyse bastığı katalogla ve fuarlarla sınırlı )  ve gelecek planlaması çok az yatırımcının gündeminde veya bazıları için imaj ve vitrindi.

Bugün gerçek nedir biliyor muyuz? Aşağıda tabloda kaynak pazarlarda son on yılın milliyetler bazında dağılımı rakamlarla analiz ediliyor. Gerçek burada. Bu gelişmelere baktığımızda sonucu görüyoruz. İki pazara yaslanmış (Alman pazarı !) bir faaliyet döngüsü  “  pazarlara ve PAZARLAMAYA ne kadar yatırım yaptık ki”  hepsi aşağıda rakamlarda bu gerçeğimizi fark edip ciddiyetle konuyu ele alırsak ben bu dönemlerde var olan ve gelecek dönemlerde var olabilecek olası dalgalanmaları en az kayıpla atlatacağımıza inanıyorum.

Ayrıca hiç kimse şunu unutmamalı: Karşınızda Türkiye’ nin 3 kat büyüklüğünde bir ekonomiye sahip ( 2,4 TRİLYON DOLAR GSMH ) bir ülke ve 140 – 150 milyon nüfuslu bir toplum var. Bu toplum uzun yıllardır dolarize (halk tarafından bilinen ve tasarruf edilen /dolaşımındaki ikincil para birimi olarak USD )  bir toplumdur. Ayrıca nüfusunun daha sadece  % 10- 12’ si sıcak denizlere inerek yaz tatili yapabiliyor. Gelişmiş Avrupa ülkelerinin bazı AB ülkelerinin yurtdışı tatil gerçekleşme potansiyellerine bakıldığı zaman bu ülkelerin ( RF VE BDT) güncel ve gelecek potansiyeli küçümsenmeyecek kadar güçlüdür ve devam arz edecektir.

İşin özü;

 “ Başarının sırrı, pazarlama ve tanıtımın kesintisiz sürekliliğinde yatmaktadır.”



Bu Makale 22.06.2015 - 22:11:57 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...
Yazarın diğer yazıları
Tüm Yazıları

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.