serdar@dm-consultancy.com

Enerji tasarrufu yapmak bu kadar kolay

Sizleri bu kez bir beyin fırtınasına çıkartmak istiyorum. Bedava bir nükleer santrale sahip olmak ister misiniz veya devasa bir hidro elektrik santraline? Şaka değil, örneklerle ciddi bir konuyu anlatmaya gayret edeceğim.
Çünkü, bugün içinde yaşadığımız iletişim ve bilgi aktarımı çağında belki de en fazla zihnimize kazınmaya çalışılan şey enerji gereksinimi ve bunu elde etmenin çeşitli metotlarının ne kadar zor olduğudur. İşte bu nedenle örneğin güneş ışınlarının her yerde görüldüğü ülkemizde hatta yaz ayları boyunca güneş nedeniyle bunaltıcı anlar yaşadığımız ülkemizde ısrarla her türlü çevre riski ve tehlikesi barındıran nükleer santral inşası inadı devam etmektedir. İlginç olan üretim sektöründeki fabrika ve imalathane sahibi kişilerin yani sanayici adı verilen kişilerin de bu adeta doğma olan bilgiye inandırılmış olmalarıdır. Dünyaca genel kabul gören bir düşünceye göre gereksiz olmasına rağmen inşa edilen bir yol, köprü veya santral bir süre sonra gerekliymiş gibi kabul görmektedir. Politikaların yanlışlıklarını onu savunan politikacının bilgisizliğine vererek çok farklı bir konuyu ele almak istiyorum.

Bedava enerji üretim merkezi öyle ilginç bir yapıya sahip ki, içinde cihazlar, personel, çeşitli kimyasal tehlikeli atıklar, dünyayı zehirleyecek ve tehdit edecek silah yapımına olanak verecek düzenekler yok. Radyasyon olmayacağı için çocuklarımızın 30-40 yılının lösemiden uzak sağlıklı bireyler olarak yaşam sürdürmeleri garanti. Atıkların hava, su ve toprağa karışarak zehir olarak tekrar bize dönme olanağı da yok. Acaba bu üreteç karbon ayak izini* ortadan kaldırdığı için küresel ısınmaya olumlu katkısından da bahsetsek mi?

Son yıllarda moda adlandırmasıyla akıllı binalar her tarafı sarmış durumda ve bu binalar içinde ısıtma ve soğutma sistemleri konfor olgusu çerçevesinde ayarlanarak içinde yaşayan canlıların rahat zaman geçirmesine neden olacak düzeneklerle donatılmıştır. Diğer taraftan 20-30 yıllık eski binalar sadece ısıtma sistemine sahiptir. Güncel bir enflasyon etkisine uğramış olan adım başı AVM ler büyük halk kitlelerini içinde barındırmaktadır. Ticari ve idari hem kamu hem özel sektör binalarını da işin içine alırsak tüm yapıları kapsamış olabiliriz. İşte tüm bu yapılarda iç hava sıcaklıkları 1ᵒC düşürülse elde edilecek kazanım teknik olarak %5-8** arasındadır. İnsan vücudunun normal bir çalışma ortamı için gerek duyduğu ısı 19-21ᵒC arasıdır. Bu ısı derecesi oturma odası, banyo gibi nispeten daha az kat giysi ile yaşanan mahallerde 1-2ᵒC daha yüksektir. Bu bilgiyi bir kenara koyarak bazı tespitleri paylaşmak istiyorum ama siz de kendi tespitlerinizi not edip yazıyı bir kez daha okursanız sevinirim.

Genel kabul gören uluslar arası normlardaki bu sıcaklık değerleri ülkemizde 6-8ᵒC fazladır.
Hele resmi daireler ve kamuya açık mahaller, otobüs ve trenler da dâhil olmak üzere gereğinden fazla sıcaktır. Bu sıcaklık değeri iki temel etki yapmaktadır. Birinci ve önemli etken boşuna ısıtılarak harcanan muazzam enerji miktarıdır. Buna paralel olarak ortamın hava kalitesini vücudun gereksinim duyduğundan fazla bir değerde tutarak terleme ve sıcaklığa bağlı rahatsızlık hissi şeklinde ortaya çıkarak bazı sağlıksız ve çalışma şartlarına ters olan belirtileri yaratmaktadır. İkincisi etken ise iç ve dış sıcaklık farklarının çok olması nedeniyle vücudun adaptasyon olanaklarının azalarak hastalık riskinin artmasıdır. Burada çok önemli olan ancak henüz değeri anlaşılmamış havadaki nem oranına da dikkat çekmek gereklidir. Ortalama %40-70 olması gereken bu oranın ayarlanma olanağı olmadığı zaman bireyin sağlıklı çalışma ortamı dengesi bozularak mevcut rahatsız ortam onu hissedilir veya hissedilmez rahatsızlığa yöneltir. Burada bahsi geçen konunun iyice irdelemesini yaparsanız belki de çok basit olarak sağlıklı bir şekilde geçirebileceğiniz bir kış veya yaz döneminin ne kadar hastalık riski taşıdığını görebilirisiniz. Isı kadar soğuk hava da sağlığa tehdit oluşturmaktadır.       

Bireysel ısıtma ve soğutma cihazları hesaplara göre merkezi sistemden %35 daha az verimlidir.
Buna rağmen neden bu ülkede kombi sistemine girilmiştir bunu anlamak olanaksızdır. Isıtma sistemlerinin etkisi sadece bu taraftan ele alınsa ülkenin içinde olduğu enerji darboğazını aşmak için önemli bir aşamaya geçmek olasıdır. Kısa yoldan projelerin bu tarzda oluşmasına olanak verecek düzenlemeler ile elde edilecek büyük tasarruflar söz konusudur. Buna ek olarak eğer binaların tasarımı ve yapılışı sırasında sadece iklim şartları değil ancak ısı pompası oluşturacak toprak ve havadaan katkı sağlamak da olasıdır. Yine benzer şekilde labirent ve diğer depolama teknikleri üzerine kafa yormak gereklidir. Yüksek tavanlı ve geniş girişli binalar yerine daha estetik ancak ekonomik çözümlerin devreye alınması gerekiyor.

Çoğu kez dikkat etmediğimiz bazı teknik bilgilerin vatandaşa anlatılması ve hep birlikte elimizdeki kaynakların korunması ve dikkatli kullanılması yoluna girmek olasıdır. Örneğin çok sıcak günlerde klima sistemlerini soğuk derecelere getirmenin hiçbir fayda sağlamayacağını anlamak ve bu bilgiyle eldeki cihazdan daha fazla verim almak olasıdır. Soğutma sistemlerinde önemli riskler iç hava ısısı ve nem oranı ile ortaya çıkmaktadır. Genel prensip olarak dış hava sıcaklığı ile iç hava sıcaklığı arasında olması gereken sıcaklık farkı 7ᵒC olmalıdır. Daha büyük fark ciltte problemler yaratmaktadır.

O halde hem ısıtma hem de soğutma sistemlerinin kullanılması, çalıştırılması ve elde edilen fayda üzerinde uzun soluklu düşünmek gerekiyor. Burada bahsi geçen konularda gerekli tedbirler alınırsa neleri elde edeceğimizi kolaylıkla görebilirsiniz.  

Bedava enerji nasıl üretilecek?      
        

Buraya kadar bahsedilen kısa teknik bilgilendirme sonucu, elimizde olan ve gereksiz yere harcanan enerjinin çok ufak tedbirler alınarak ziyan edilmeden geri kazanılabileceğini düşünmek ve gerekli tedbirleri alarak büyük tasarruflar elde etmek olasıdır. Ancak bu iş için kamu hassas davranarak belli kural ve uygulamaları devreye sokmalıdır. Eğer sadece kamu binaları bahsi geçen tasarruf önlemleri kapsamına alınsa bile kazanımların büyüklüğü ortaya çıkacaktır. Hem enerji maliyetinden şikâyet eden hem de hiç önlem almayan bir genel düşünce sistematiği yıkılmalı ve yerine vatandaşa bu yöntemleri anlatarak onlarla birlikte bir çalışma ortamı hazırlanmalıdır. Çünkü enerjiyi fayda etkisi bitince ortama atılan bir değer olarak görmek gereklidir. Ne kadar fazla fayda sağlayıp ne kadar az atık olarak kullanırsak o kadar fazla paranın cebimizde kalacağını öğrenmeliyiz. Bu konuda devletin tasarrufu cesaretlendirici yönde alması gereken o kadar çok usul var ki, bir şekilde güle oynaya millet sathında büyük kazanımlar olasıdır. Çünkü şu anda enerji maliyetleri bir evde çok büyük masrafa karşı gelmektedir. Artık sosyal devlet kavramını benimseyerek hele enerji gibi tüketilen ve geri gelmeyen kaynakları çok titiz kullanmak gereklidir. Hep şikâyet ettiğimiz küresel ısınmanın ve bunun sonucu mevsim dengesizliklerini de önlemeye büyük bir adım atabiliriz.

Diğer çok önemli bir eksiklik ise sigara yasaklarıyla dış alanlarda oluşturulan sıcak yaşam noktalarının çevreye verdiği zararın farkında olmamaktır. Çünkü ortam ısıtması için kullanılan ısının geri dönüşüm olanağı olmadığı gibi doğrudan havada yükselerek iklim sorunlarının yaratılmasına yol açması ciddi olarak ele alınması gereken bir problemdir. Asla unutmamamız gereken bir husus ise dünyanın bir yerinde yapılan hataların tüm dünya tarafından karşılanmasıdır. Eğer biraz hassas olarak konuyla ilgilenir ve çalışmaları izlersek, bugün şikâyet ederek hayıflandığımız mevsim değişimleri ve aşırı hava koşullarının neden oluştuğunu anlarız. Ama daha da önemlisi, gelecek on yıllarda bugün almadığımız tedbirlerin ne büyük mertebelere ulaşacağının bilincine varmaktır.     

Son bir tartışma daha açmakta fayda görüyorum.
Enerji gereksinimi için sürekli santral yapılması gerekli ve şart mıdır? Basit mantık bunu böyle yönlendirmesine rağmen, üretilen enerjinin nasıl dağıtıldığı, kullanıcıların bu sürece katkılarının incelenmesi önemlidir.   


(*)Birim karbondioksit cinsinden ölçülen, üretilen sera gazı miktarı açısından insan faaliyetlerinin çevreye verdiği zararın ölçüsüdür

(**)http://www.carbontrust.com/resources/guides/energy-efficiency/heating,-ventilation-and-air-conditioning-(hvac)



Bu Makale 03.03.2014 - 10:33:54 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kayıtlı yorum bulunamadı...

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.