emirhepoglu@yahoo.com

Direnen Gezi'den Trendy Gezi'ye

Son günlerin en çok tartışılan konusu Gezi Parkı ve etrafında gelişen olaylar olunca es geçmek biraz tuhaf kaçar diye günlerdir gözlemlediğim ve biriktirdiklerimi yazmak üzere oturdum bilgisayarımın başına.

Aslında her TC vatandaşı gibi benim de Gezi’den başlayıp tüm ülkeye yayılan olaylar hakkında siyaset ve ekonomi ekseninde bir politik düşüncem var elbette. Ancak bu düşünceler sadece beni bağladığı gibi asıl konumuz olan turizme yönelik yorumlarda ve beklide çözüm önerilerinde bulunmak daha doğru gözükmekte. Bir nebze de olsa turizmde yaşanan kayıpların geri kazanılmasında faydalı olmak için kafa yorarsak ne ala düşüncesi ile çala-klavye giriştim konuya.

Kıymetli ağabeylerimin, ablalarımın ve bilimum değerli büyüklerimin yaptığı gibi büyük resmi görmek yerine büyüteçle bakıp detayları ortaya çıkartmak bende adet olmuş ne hikmetse. Çocukluktan kalma bu haylaz alışkanlık vesilesi iledir ki rakamlara, iptallere, kötü haberlere oldum olası prim vermem. Zira felsefi boyutta sloganım daima ‘’Her Şey Çok Güzel Olacak’tır’’. Pembe rüyalara dalmayı salık vermekten ziyade pozitif düşünceyi ön plana çıkartmak buradaki asıl öznemdir.

Gezi ve sonrası yaşananlar her ne kadar ( kısmen de olsa ) tatsız sonuçlar doğursa da, yinede dünya üzerinde eşine az rastlanır görüntüler verdiğimizi kimse inkar edemez. Benzerlerini en gelişmiş ülkelerde bile nadiren görebileceğimiz eylem ve gösteri biçimleri ‘’kült’’ bir hal alarak batıdan doğuya kısa sürede örneklenir, taklit ve hatta kopya edilir oldu. Bilhassa sanat çevrelerinin Gezi de fiilen bulunması, bu renkli kişiliklerin eylem ve gösterilere boya kovalarının boca edilmesi kıvamında bir etki yarattı.

Elbette Gezi içerisindeki entelektüel popülasyonu da atlamamak lazım. Bu okumuş, yazmış, blog sahibi, çok dil bilen, twitçi, sosyal medya canavarları eşi benzeri görülmemiş bir çeviklikle afişler hazırlayıp, temalar yarattı, sloganlar oluşturup, gerçek karakterleri çizgi karakterlere dönüştürdü ve sonuçta kendi Super Comics karakterlerini meydana çıkardı, misal ‘’kırmızılı kadın’’ , ‘’duran adam’’ ve ‘’kaykaylı Selçuk’’ ki kendisi dumanların arasından gölge misali süzülerek çatışmalarda zarar gören kedi ve köpekleri kurtarıp ilk müdahaleyi yapmasıyla ünlendi. Hal böyleyken kim takar Süpermen’i, Örümböcek Adamı ya da muadili külli ucubeyi. En kral süper kahramanlar bizde işte, hem de ete kemiğe bürünmüş halde ve onlarda kendilerince süper kötülerle mücadele etmekte.

Konuyla ilgili erken uyananlardan BJK yöneticisi Metin Albayrak üç büyük kulübün armalarının bulunduğu üzerinde birde Türkiye haritası olan lisanslı t-shirtler tasarlatmak için çalışma başlattı. Albayrak’ın amacı da durumdan vazife çıkartarak sporda kardeşliği ön plana getirmek ve şiddete mümkün olduğunca son vermek. Kanımca yerinde ve zamanında bir hamle Albayrak’ın yaptığı !.
İstanbullu birkaç tasarımcıda kendi çizimleri ile Gezi temalı çeşitli giysi ve takı koleksiyonları hazırlamaktalar. Özetle Gezi ülke ekonomisine zarar verdi ancak kendi ekonomisini yarattı ve birilerin bundan uzun süre faydalanacak gibi gözükmekte. Çevre bilinci esas alınarak başlamış ve sonrasında siyasi yanı ağır basarak boyut değiştirmiş olan Gezi ve ekseninde gelişen olaylar birbirinden tamamen ayrı görüşlerin omuz omuza direnmesini eşi benzeri dünya üzerinde görülmemiş şekilde hafızalara işledi.

Tüm bu yaşananlardan yola çıkarak tasarlanacak her türlü materyal, konsept, giyim eşyası, aksesuarın kısa sürede nakite dönüşmesi işten bile değil. Bırakın ülke içerisindeki satışları, dünya genelinde bile zarar etmenizin imkan ihtimali yok, zira reklam ve tanıtım çalışmaları en özenlisinden dünya televizyonlarında ve sosyal medya üzerinde sizin için yapılmakta. Kimilerinin 68 kuşağı benzetmesi yaptığı bu modern çağ direnişi beraberinde günümüzün şartlarına ve yaşam tarzına uygun getirilere sahip.

Tüm bu gerginlikler ve kırgınlıklar ortadan kalktıktan sonra, beklide yapılması gereken ve hatta bizim gibi demokratik! bir ülkeye yakışan Taksim’in tam ortasında ve hatta beklide Gezi’de bir ‘’GEZİ DİRENİŞ MÜZESİ’’ açmak olacaktır. Gelecek kuşaklara ve ülkemizi ziyaret edecek yedi düvele demokrasi maceramızı anlatacak en güzel oluşum bu olacaktır. Ağaç katliamını durdurmaktan öte anlamlar ifade eden bu olaylar zincirini turistik ve ticari platforma taşımak çağı yakalamanın gereğidir. Dünyada yüzlerce örneği görebileceğimiz olumsuzdan ve kötü hatıralardan pozitif çıkarım elde etmek ve bundan para kazanmak biraz kurnazca gibi gözükmekle birlikte sonuçları ülkeye büyük faydalar sağlayacaktır.

Şimdilerde haklı olarak milyon avrolara varan zarar ettiklerini belirten ve şikayetçi olan Taksim ve civarı otellerin sular durulduktan sonra Gezi temalı satış politikaları üretmezler ya da benzer hamlelerde bulunmazlar ise büyük bir fırsatı kaçırmış olurlar. Meşhur Auschwitz kampının bile müzeye dönüştürüldüğü bir dünyada yaşamaktayız. Peki o zaman çok daha büyük trajedilerin ve acıların bir daha yaşanmaması ve örnek alınması temennisi ile kurulmuş bu ve benzeri yaşanmışlıklarla boy ölçüşemeyecek kadar masum bir direnişin müzesi neden kurulmasın ?. 

Hacı olmak için Meryem Ana’ya, Aya Sofya’ya gelen milyonların yanına, dünyanın her yanından Taksim’i görmek ve biraz olsun o havayı solumak için gelmek isteyen  ‘’Cyber Democrat’’ları da koymanın yararını ivedi olarak düşünmeli ve çabuk hareket etmeliyiz. Zira bu çevik hareket turizm adına yakalamak istediğimiz rakamlara bizi fersah fersah yakınlaştıracaktır.
 

Bu Makale 24.06.2013 - 10:31:15 tarihinde eklendi.

Yorum Yaz

Kullanıcı Yorumları
  • antalyali - 29.06.2013 - 04:06

    abi sen uçmuşunnn yaaa

  • mantarlı kek yedim yine.... - 24.06.2013 - 11:39

    bene mantarlı kek yiyince böyle güzel konuşuyorum...

  • Mehmet Mülayim - 24.06.2013 - 04:47

    Kalemindeki ve sene ki pozitif enerjiye hayranım. Bu dönem turizm ve namı diğer faiz lobisi finans dünyası için zorlu. Ancak millet olarak kazanım büyük. Artık ben yaptım, oldu culuk ne şimdi, nede gelecekte olamayacak.

Turizm gündemine ilişkin haberlerin her gün mail adresinize gelmesi için abone olun.