Katma değeri düşük turizme devam

2018 sezonu itibariyle Avrupa'dan Türkiye'ye gelişlerde geçtiğimiz iki yıla nazaran artış yaşanması bekleniyor. Bu artış, bir yandan İspanya'ya sıkışan tur opratörlerini rahatlatacak bir yandan da Türkiye'de sektörün canlanmasını sağlayacak. Ancak Türkiye'nin yaptığı 'katma değeri düşük turizm'in aşılması pek olası görünmüyor.

2018'in birinci çeyreğine ait bilançolarını açıklayan Thomas Cook, İspanya'da oluşan fiyat baskısını kırmak için Türkiye, Mısır ve Tunus gibi doğu Akdeniz destinasyonlarına yöneleceğini açıklamıştı. Şirketin niyeti, İspanya'daki kapasitenin bir bölümünü doğu Akdenize kaydırarak, bu ülkede tur operatörlerini ve uçak şirketlerini kemirir duruma gelen yoğun rekabetten ve yüksek otel fiyatlarından kurtulmak.

İngiltere'de oluşan Türkiye talebinde pazara sunulan fiyatların etkisi elbette büyük. Ancak daha önemli neden, tur operatörlerinin feci şekilde sıkışmış olması. Milyonlarca turist götürdükleri İspanya'da ya çok düşük marjlarla çalışıyorlar ya da zarar ediyorlar. Özellikle hava yolu şirketleri bu konuda çok muzdarip.

2016'da başlayan ve 2017'de zirveye ulaşan bol turistli/az karlı İspanya operasyonları tur operatörlerini yeni arayışlara itti. Bu noktada da akla gelen ilk destinasyon elbette Türkiye oldu. Türkiye, sahip olduğu büyük yatak kapasitesi ve piyasaya sunduğu düşük fiyatlarla İspanya destinasyonunda sıkışan tur operatörleri için adeta nefes alma imkanı sundu.



İngiliz tur operatörleri Türkiye ve Mısır'la ilgili konuşurken, 'kar marjı yüksek destinasyonlar' ifadesini kullanıyor. 'Türkiye bu kadar düşük fiyatlara satılırken nasıl oluyor da kar marjı yüksek oluyor?' demeyin. Tur operatörlerinin Türk otellerinden aldıkları düşük konaklama fiyatları, onlara, İspanya'ya kıyasla çok daha düşük maliyetlerle paket hazırlama olanağı sunuyor. Türkiye'de fiyatlar esnek ve ciddi bir rekabet yok.

Geride bıraktığımız iki yıl, Avrupalı tur operatörleri için adeta ders yılları oldu. Destinasyonlar arasında denge sağlanmayıp, ağırlığın bir bölgeye verilmesinin nelere mal olacağına tanıklık ettiler. En ufak bir olayda uçakların burnunu başka destinasyonlara çevirmenin, her olayda 'hele biraz aksiyon verin, satış yok' demenin, kendi ayaklarına da sıkmak anlamına geldiğini öğrediler. Bu tavır, hem Türkiye'nin hem de pazarı yönlendiren tur operatörlerinin kayıplar yaşamasına neden oldu.

Yaklaşık 750 milyonluk Avrupa nüfusunun (yakın yaz destinasyonları olarak) İspanya, Portekiz ve Yunanistan'a sıkışması düşünülemez. Bu anlayış ikinci yılında iflas etti. Aşırı kalabalıklaşan İspanya'da artık kitle turizmi protesto edilir hale gelirken, harita dışında kalan Türkiye ve Mısır gibi ülkelerde artı değeri daha da düşen (Türkiye 2016 öncesinde de artı değeri yüksek bir turizm yapmıyordu) bir turizm yapılmaya başlandı. Sezon dışı dediğimiz nisan-mayıs ve eylül-ekim dönemlerinde Avrupa ve Rusya'ya verilen komik fiyatlar bunun en net göstergesi.

Fiyatların yükselmesi konusunda ise Türkiye'nin eli güçlü değil. Sahip olduğu büyük yatak kapasitesi onu Avrupa'da bir alternatif durumuna getirirken, aynı zamanda fiyatların yükselmesinin önünde de engel. Öte yandan, Hırvatistan ve Bulgaristan'ın Avrupa'da giderek alternatif haline gelmesi, Tunus ve Mısır'ın da yeniden oyuna dönmesi ve uzak mesafe destinasyonların giderek popüler hale gelmesi Türkiye'nin fiyat konusunda hareket alanını sınırlıyor. Verili durum, Avrupa'dan gelişler 'normale' dönse bile, Türkiye'nin katma değeri düşük bir turizm yapmaya devam edeceğini gösteriyor.

26.02.2018 - 09:12:13
TurizmGuncel.com Yazıcı Dostu Gösterim