Neler oluyor turizmde?

Kitle turizminin başkenti, Akdeniz çanağının en önemli yaz tatili konaklama merkezi ve piyasa belirleyicisi olan (son birkaç yıl dış etkenlere maruz kalmış olsa da) Antalya 2017 yılına tedirginlik ve belirsizlikle başlamıştı.

Beklentiler temkinli iyimserlik içerisindeydi. Şu bir gerçek ki, en önemli kaynak pazar olan Rusya Federasyonu ve BDT pazarlarında güçlü dönüş yaşandı. Ancak Ruaya ve BDT özellikle de Avrupa pazarlarında ileriye dönük riskler devam etmektedir.

Sektör olarak yorgun ve yıpranmış olarak zorlu bir yılı daha tamamlıyoruz. Son iki yılın dinamikleri baş döndürücü bir şekilde yaşandı, şaşkınlık ve çaresizlik üst düzeyde idi. Olaylar ve yaşananlara sosyo-ekonomik açıdan bakarsak içsel ve dışsal faktörlerin etkin olduğu gerilim, belirsizlik ve beklentilerin zor yönetildiği bir süreçten geçiyoruz.  Bu olağanüstü denebilecek koşullar ve gelişmeler altında yine de kötünün iyisi bir yılı tamamlıyoruz Antalya olarak. Eylül 2017'yi tamamlıyoruz, birçok konaklama tesisi için yüksek sezon erken bitiyor. En önemli geri dönüşü Rusya pazarında yaşıyoruz ancak bu, ciddi oranlarda indirim ve iskontolarla gerçekleşmektedir. Bu bir diğer gerçeğimiz bununla birkaç yıl yaşamayı öğrenmek zorunda kalabiliriz. 2018 yılına dönük olumlu beklentiler sektörde hakim ancak en çok baskı konaklama sektörünün gelir tarafında hissedilecek önümüzdeki birkaç yıl.

En önemlisi ise ülkemizde bir tatil döneminde en az iki kez tatil yapan veya yaz tatilinin bir bölümü ülkemizde yapmayı gelenek haline getirmiş ve dünya turizm harcamalarının yaklaşık % 40 - 45 gerçekleştiren Avrupalı misafirlerimizi kaybediyoruz. Avrupalı misafirlerimiz Türk turizminin gelişmesinde ve bu noktalara gelmesinde en önemli kilometre taşıdır. İkame pazarlarda da misafir profillerindeki değişim gözle görünür yöndedir. Bu tehditler/riskler çok iyi yönetilmelidir. Geçmiş yıllarda, Rus misafirlerle ile Avrupalı misafirlerin aynı tesislerde kalmak istemediği ve bölgeleri paylaştığı dönemleri de yaşadık. Değişen misafir profilindeki bu risklerin  de dikkatle izlenilmesi gereğine inanıyorum.

Şu bir gerçek ki, Suriye krizi ile başlayan, gelişen, farklı kanallar açan dış siyaset ve uluslararası ilişkilerdeki bozulma sektör performansına, gelişimine ciddi kayıplar yaşattı.  Önümüzdeki süreçte de iç siyasi gelişmeler seçim süreci, özellikle AB, Rusya ve yakın coğrafya ülkeleri ile ilişkiler önemli çıpa olarak turizm sektörünün en belirleyici parametresi olacaktır.

Tüketici alışkanlıkları ve davranışları yeni düzende ve kurallarda ülkeler, toplumlar, kurallar, yasalar, doğa, çevre, iklim, salgın hastalıklar, yaşamsal-kültürel davranışlar, içsel / bölgesel siyası istikrarsızlar, etnik hareketler ve sosyal medya yönlendirmeleriyle çok hızlı değiştirmektedir. Bahsetmiş olduğum ve birçok ilaveler yapabileceğimiz  olası yaşanabilecek sosyo-ekonomik olaylar özelikle turizm sektörü için önümüzdeki süreçte ve gelecekte yönetilmesi gereken en önemli riskler olacaktır. Global arenada riskler ve fırsatlar devamlı olarak var olmaya devam edecektir. Tüketici trendleri dijitalleşme ile birlikte çok alternatifli bir modele dönüşmektedir. Bu trenleri iyi okuyabilen işletmeler / kurumlar geleceği kurgulayabileceklerdir.

Eğer gelecek  hakkında düşünmezseniz, asIa bir geIeceğiniz oImaz.*

*Henry Ford

28.11.2017 - 16:56:08
TurizmGuncel.com Yazıcı Dostu Gösterim