Hayır! Ticaret bu değil

Ülke ekonomisi kaygan zeminde hız kazanırken ticari metalar olan üretim ve hizmet konularında nerede olduğumuzu merak ettiniz mi?

Çokbilmiş, kendisine ekonomist diyen ekâbirler ve sanal ortam cengâverleri sanki sorun yokmuş gibi pembe tablolar çizmeye devam ederken bulunduğumuz kritik noktaları es geçmek hıyanet olarak algılanmalıdır. Çünkü bir şekilde estetik ve makyaj düşecek ve gerçek tüm çıplaklığı ile ortaya dökülecektir. Ortak akıl tam da bu zamanlarda gerek duyulan özel bir yetenek adlandırmasıdır. Ancak turizm sektörü temsilcileri ve STK lara bakarsanız yaşananlardan ders alınmadığı ve kör uçuşa devam edildiği ortadadır. Sadece bu tavır bile büyük sorunları beraberinde getirecektir. Neden bir an önce hastalık tespitinin iyi yapılarak derhal tedavi sürecine girilmediğini anlamak zor. Çünkü gizlenen gerçekler daha vahim zararlar olarak haneye yazılacaktır. Belki de asıl sorun, turizmin bir balon gibi üflenerek ortaya bırakılması ve üzerinden geçen yaklaşık 40 yılda tek bir ders alınmadığı gerçeğidir. Tesis, çalışan ve diğer sektör etkilerini o kadar fazla yazdık ki şimdi kimsenin ilgisini çekmeyen ama önemli bir konuyu tartışmaya açmak isterim.

Ticaret nedir? Bir üretimin veya hizmetin ederinin değerlendirilmesi ve işlemin sürdürülebilir bir çevrim içinde tekrarlanarak kapasitesinin artırılmasıdır. Burada hizmeti ele alacağımız için, turizmde hizmet bedelinin doğru tespit edilerek gelişmesinin yollarının artırılmasıdır. Eğer hizmetin bedeli doğru tespit edilememiş ise tıkanmalar başlayacaktır. Ama burada en kritik konu işin salt parasal durumunun ele alınmaması gerekliliğidir. Sadece paraya indirgendiğinde, ne kadar para o kadar hizmet şekline dönüşen sistem bugüne kadar gelinen süre içinde kazanım sağlamamıştır, sağlayamaz. Eğer konuyu biraz daha açarsak, ticaretin iki temel şartı olduğunu ortaya koyabiliriz. Birincisi, herhangi mal veya hizmeti uygun fiyatla alıp rekabetçi ortamda pazarlama kabiliyetidir denebilir. İkincisi, belki de bizim gibi ilerleme çabasında olan piyasalarda ihmal edilen ekonomik döngüyü yakalama sistematiği kurgusudur.

Birinci konuyu ele alalım. Piyasanın değişik aktörlerinin tüm maliyetleri rasyonel olarak hesaplayıp birim fiyat hesabı yapmaları yani fizibilite konusunda becerikli olmaları beklenmelidir. Her tesis kendine göre farklı maliyet katsayılarına sahip olabilir. Gerçi bu hesaplamalarda en büyük zaaf tesis maliyeti ile geri ödeme süreleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Proje başında yapılması gereken basit fizibilite hesapları süre ve ödemeler dengesi planlamalarında ortaya çıkan değişik zaaf ve dar boğazlar ile işin içinden çıkılmaz bir duruma getirilmekte bu ise farkında olarak veya olmayarak tesisin tüm geleceğini belirlemektedir. Yapılan masrafların tahmin edilebilir büyüklükleri aşması yanında program sıkıntıları veya gereksiz hız çabası birden bire ortaya hesabı zorlaştıran faktörler olarak çıkmaktadır. Bunun geri ödeme hesabına yansıması daha dramatik olmakta ve hayaller başlamaktadır. En fazla yapılan hatalardan biri tesisin kapasite yüzdelerinin ilk aşamalarda abartılı olarak ortaya konması nedeniyle geri ödeme süresinin de abartılı olmasıdır. Yatırımcı işletme hakkında fazla bilgi sahibi olmayabilir ama bir an önce parasını geri almak hesabı gereksiz gerginliklere gebedir. Bu durum nasıl ortaya çıkıyor, bunu da anlamak zordur. Nedense bu konularda profesyonel ve yansız destek hizmeti almak yerine eş dost ahbap ilişkileri ile gerçek dışı rakamlarla yola çıkılınca sonuçta kazanım olmaması sürpriz değildir.

İkinci konu daha da ilginçtir. Ticaret yapılan alanda her şeyi tek elden yürütmek gibi eklektik bir düşünce geliştirilmiştir ve bunun kırılması zor görünse de gerekli ve şarttır. Hizmet pazarlayacaksanız bunu satın alacak bir ortamın var olması veya oluşturulması gereklidir. Bugünkü verile ile asgari ücretin 1,400 TL olduğu bir ortam yerli turizmi olanaksız hale getirmektedir. Çünkü konaklama ve yiyecek fiyatları ile bunları alması beklenen kitlenin ekonomik verileri dengesiz görünmektedir. İşin garip tarafı nedense turizmin sadece yurtdışı konuklara uygun olarak kurgulanmasıdır. Buradaki en büyük içinden çıkılamayan girdap ise yabancı turiste sağlanan olanakların yerli turiste sağlanmaması olarak belirlenmektedir. Örneğin yurt dışında oturan bir konuğun bir tesis için bir hafta her şey dâhil fiyatı, yurt içinden alınan fiyatın üçte biri mertebesindedir. Buradaki sıkıntı operatörlerin aç gözlülüğü ve düşük fiyatı devlet destekleri ile aşma çabalarıdır. Ancak bugüne kadar görüldüğü üzere bu kurgu defalarca yanlış olduğunu ispatlamıştır. O halde, gerçeklere ulaşmak ve hesaplamaları doğru yapmak gerekliliği önemlidir. Bu noktada başka bir faktör devreye girmektedir. O da paranın döngüsüdür. Yani turist konaklama için para ayırıp harcayacak, tesis konuğu ağırlayacak, hizmet için diğer türlü sektörler ticari ilişkide olacak ve para tüm turizm döngüsünde çevrilerek büyüyecek. Turizmde ileri ülkeler bu modelle çalışmaktadır. Böylece her sektör kendi özelliğine uygun olarak parasal kazanım elde etmeye, birikimi yatırıma dönüştürmeye ve bu şekilde büyümeye başlayacaktır.

Bizdeki sistem tam olarak buna uymamaktadır. Bu durumda para bir yere gelip orada tıkanmakta ve o aşamadan sonra bir şekilde ayakta kalmaya çalışan sektörler oluşturmaktadır. Ne yazık ki bu kısır döngü sadece günü kurtarıyor gibi görünse de ilerleme söz konusu olmamaktadır. Hele elde uzun süreli bir kriz olduğu dikkate alınırsa yapısal değişiklik ve derlenip toparlanma işlerine önem vermekte sayılamayacak kadar fayda vardır. Her zaman tekrarladığımız tüm projeler ve her türlü işlerde bilgi-deneyim-liyakat üçlemesi göz önüne alınırsa belki krizden çıkışta daha hızlı toparlanma söz konusu olacaktır.          

24.4.2017 - 13:41:28
TurizmGuncel.com Yazıcı Dostu Gösterim