Hayır! Turizm bu değil!

Turizm büyük küçük, ilgili ilgisiz STK ve başkanlarının anlattıkları gibi bir şey değil. Kamu veya devlet tarafından anlatılan veya algılanan da değil. Bu aşamada belki de bir devrim yaparak, konuya nasıl odaklanmak gerektiğini tartışmak ve ortaya koymak fayda getirebilir. Çünkü turizm toptan dikkatli ve itinalı bir şekilde ele alınması gereken bir süreç. İçinde sadece turizm yatırımcısı veya çalışanı ile tedarik sisteminin bulunduğu bir yapı da değil.

Bana göre ilk yıllarda turizm kurgusunu yanlış yapan popülist politikacılar ile onların vazettiği kararları uygulayan kamu yöneticilerinin hataları büyük. Bugün yaşanan, ancak uyarıları on yıl önce başlayan kriz sadece 2016 yılına özgü değil. Eğer geçmişe ufuk bir tur yapılabilirse, her yıl üzerine eklenen sorunlar kolaylıkla görülebilir. Aynı şekilde bunların çözüm yolları da ortada. Ancak ciddi olarak ele alınmayan ve zaman içinde kangren haline getirilen turizm sorunsalı bu kadar olumsuzluğa rağmen kolaylıkla çözülecek bir yapıya sahip. Bunun için tek şart akıl, bilim, deneyim, planlama, çevre ve liyakat değerlerinin bir araya getirilebilmesidir. 
 
Çaresizlik öğrenilmiş bir alışkanlıktır. Turizm konusunda bunu çok net görmek olasıdır. Yapılması gereken hiçbir şeyi yapmamakta inat etmek ama turistin neden gelmediğini araştırıyor-MUŞ gibi görünmek ayrı bir garabettir. Sahi, turist neden gelmiyor? Bu soruya yanıt için belki olması gereken nitelikleri sıralamakta fayda var.
 
1. Güvenlik ve emniyet

2. Yabancıyı kabul etme – inançlar 

3. Formalite ve bürokrasi

4. Alt yapı – havaalanı, ulaşım, yollar

5. Yerel halkın turist algısı – kültürel 

6. Hizmet algısı ve davranış

7. Tarihi zenginlikler

8. Doğal zenginlikler

9. Keşfedilecek alanlar   

10. Gıda sunumu

11. Tesis      
 
Şimdi listeye tekrar dikkatlice bakmanızı rica ederim. Görüleceği üzere “tesis” en son ve en önemsiz olan yapıdır ama ülkemizde bu sıralama tersten okunur nedense! Gelen misafire yatacak yer ve yiyecek ver, sonra gelsin paralar. Bu kadar basit olsa şimdiye kadar on kez köşe olmuştuk. Peki, neden kendimizi aldatmaktayız? Boş hevesler ve hayaller ile turizm olur mu?
 
Bir diğer matrak konu ise efelenmek alışkanlığıdır. Yabancı turist gelmezse hemen diklenir ve yerli turist gelecek ve tesisler dolacak şeklinde ham hayaller görürüz. Aslında mantık doğrudur ancak uygulama yanlıştır. Nasıl mı? Bugün ülkemizde 4* veya 5* otelde konaklama yaşı kaçtır? Büyük olasılıkla araştırılmamıştır. Eğer çocuklukta otele gitmek bir sıradan etkinlik olursa büyüyünce insanlar otelde kalır. Bu önemli bir kültürel alışkanlıktır. Tabi ki burada hiç dile getirilmeyen ekonomik sıkıntı söz konusudur. Asgari ücretin 1.400 TL olduğu bir ülkede kim otelde kalabilir? Kamuda çalışanlar bu rakamın iki veya üç katını alsalar da yine tatilde ailece bir otelde kalmak olanaksız görünmektedir. Buna seyahat masraflarını ve diğer giderleri katarsanız tablo kapkara önünüzde durur. Şimdi bu kadar açık görüntü varken turizmin ilerleme şansı var mı? Veya farklı soralım, ilerleme olanaklı mıdır? 
 
Turizm konusunda iş yapan tüm değişik sektör çalışanları ekonominin en temel kuralı olan paranın dönüşümü prensibini anlamak zorundadır. Bunun anlamı, turizmi oluşturan her sektörün dönüşüm içinde etkileşim ve alışveriş olanaklarını artırmalarıdır. Dikkat buyurun, gıda ürettiniz ama alıcı yok çünkü para yetmiyor, o dükkân kapanır. Otel inşa ettiniz ama müşteri gelmiyor, o tesis kapanır. O zaman bu önemli ekonomik döngüyü oluşturacak tedbirleri almak elzemdir. Taşıma paraları ülkeye sokarak suni ticaret ortamı yaratmak kimseye fayda getirmiyor. Bu sistem onlarca yıl denendi ve artık akıl ve bilim yörüngesine geçmek vakti gelmiştir. Sadece tesis yaparak turizm bir yere gitmez tersine geriye doğru yol alır. Ve bu serüven her kesim için ıstırap dolu olmaktadır. İşte son yılda yaşanan olumsuzluklar sıcak ve taze bir şekilde önümüzde durmaktadır. 
 
TURİST OLABİLMEK
 
Empati herhangi bir durum karşısında kendini karşı tarafta tutarak olayları gözleme becerisidir. İnsan böylece sadece kendi aklının emrettiğini değil, kendi emirlerinin ne anlama geldiğini de algılama şansına sahip olabilir. Bu düşünceyi ülkemizdeki turizm için uygulayalım. Örnekleme olarak ise yabancı birisi olduğunuzu, uçak ile seyahat ettiğinizi ve İstanbul, Ankara, İzmir veya Antalya’ya indiğinizi düşünelim.
 
Pasaport kontrolü için yol güzergâhında yeterli yönlendirme var mı?

Kontrol noktalarında polisler yabancı dil biliyor, sizinle iletişime geçiyorlar mı?

WC, bedava internet, su içme fıskiyeleri, sağlıklı yemek yeme olanakları var mı? 

Bina iç hava kalitesi, seslendirme ve görsel ikazlar yeterli mi?

Bagajınızı aldıktan sonra gideceğiniz yere toplu ulaşım var mı?

Taksi ile gitmek isterseniz belli bir düzen var mı? 

Havaalanı ile şehri bağlayan yol sadece hava yolu taşımacılığı için mi planlanmış?

Turist kolaylıkla şehre varabiliyor ve dönüşte hızlı bir şekilde havaalanına ulaşabiliyor mu?

Şehirde kalınacak tesise ulaşım kolay mı?

Tesis dışına çıkarak yürüme veya koşma olanakları düzenlenmiş mi?

Yemek güvenilir mi ve yabancı için farklı çözüm olanakları var mı?

Yemekle birlikte içki servisi her yerde olanaklı mı?

Yemek listeleri kullanılan ürünlerin cinsi, gramajı, kalorisi hakkında yeterli bilgi veriyor mu? 

Fiyatlar yemek türlerine göre dikkatli hesaplanmış mı?

Toplu taşıma kullanmak isterseniz para geçerli mi?

Danışma hizmeti almak isterseniz etrafta danışma büroları var mı?

Gittiğiniz bir tesiste sizinle kolaylıkla iletişime geçip isteklerinizi anlayan oluyor mu? 

Kendinizi müşteri mi yoksa misafir gibi mi hissediyorsunuz?

Engelliyseniz veya engelli biri ile seyahat ediyorsanız buna uygun yeterli altyapı var mı?

Şehrin havası ve ortam temiz, gürültüsüz ve düzenli mi?

İstediğiniz saat istediğiniz yerde dolaşabilmek güvenli mi?
 
Yukarıdaki sorularda HAYIR yanıtı baskın çıkacaktır. İşte, çok basit olarak ele alınıp düzeltilebilecek bu maddeler üzerinde düşünmek gerekmez mi?
 
Birkaç hafta önce Orlando seyahatimde tek bir ‘miki fare’ ile turizmin nasıl para kazandırabileceğini gördüm ve oldukça faydalı bilgileri kayıt ettim. Acaba yerli turizm yatırımcıları sadece tesis yapmak yanında yenilikleri takip etme cesaretine sahip olsalar ne olur diye düşünmeden edemedim. 
 
Turizm aldığı darbeden kolay kurtulamayacak ve tedavi süresi on yıllar alacaktır. Ancak bir şans, bu kötü yapının düzeltilebilmesi olabilir. Hiç olmazsa toparlanma döneminde temel sağlamlaştırılabilir. Ama tek şart bilgi-deneyim-liyakat üçlüsünün her projede yer alması ve değer kabul görmesidir. Doğa ülkemize çok fazla yol gösterecek zenginliğe sahip. Eğer kafalar bunu algılamaya başlarsa yıllardır atıp tutulan seviyelere ulaşmak olasıdır. 
    
 
 


27.03.2017 - 13:42:10
TurizmGuncel.com Yazıcı Dostu Gösterim